İkinci kez okuduğum ilk kitap diyebilirim. Günümüz Türkiye'sinde uyanan halkın oluşturduğu gündemle paralel bir bakıç açısı yakaladığım bu kitap, İspanya iç savaşı sırasında (1936-1939) dikdatörlüğün hüküm sürdüğü 1938 Lizbon, Portekiz'de 30 yıldır apolitik davranan bir köşe yazarının faşizme karşı özgürlükçü, direnişçi ve devrimci davranan Monteiro ve sevgilisi Marta ile karşılaştıktan sonra vicdanı hareket geçmesiyle nasıl onların bir parçası olduğunu anlatır.
Roman kahramanımız Perira, Lisboa adında çekingen davranan bir gazetede köşe yazarlığı yapmaktadır. En iyi arkadaşı ölmüş karısının portresidir. Geçmişe takılı kalan Pereira aynı zamanda şişman ve kalp hastasıdır. Karısının ölümüyle iç dünyasına çekilen Pereira, "Ben kültür sayfasından sorumluyum, politika benim işim değil." diyerek sistemden uzak durur, ta ki Monteiro' yu stajyeri olarak yanına alana kadar. Sonrasında hem bu genç devrimcileri gözlemlemesiyle hem de kalp doktoru Cardoso ile arasında geçen konuşmalarla tetiklenen Pereira, sistemi sorgulamaya başlar, kendi fikirlerinin de evrimleşmesine izin verir ve noktayı son köşe yazısında rejime karşı bir yazı yayımlatmasıyla koyar.
Daha fazlası için kitabı okumanızı öneririm.