KartonKapak

KartonKapak
@Kartonkapak2020
Kendini 'katma ihtiyacının' öyküsü...
Puan vermedi·78 syf.··
2020 34. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2020 16:12
"Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?" Hermann Hesse... Sanırım Hermann Hesse'ye bir teşekkür mektubu yazmak boynumun borcu oldu.. Hermann Hesse iç yolculuğun en iyi temsilcilerinden biridir, kanımca. Ve okuduğum her kitabı hem vicdanımı hem de başımı acıtır. Abartırım, sonuna kadar abartırım Hesse'yi.. Değerli okur, Hermann Hesse'nin okuduğum üçüncü kitabı oldu. Her kitapta bir rehber var. Siddhartha'da kayıkçı, Demian'da Demian ve Doğu Yolculuğu'nda Leo. Ama bizim yolculuğumuzda rehber kim diye sorarsanız bunlardan biri eserleriyle H. Hesse'dir. Kitabı nasıl anlatacağım bilmiyorum ama değinmek gerekirse; Doğu Yolculuğu'na çıkanlar bir sınavla karşı karşıyadır. Sınav Leo'nun ortadan kaybolmasıydı. Cemiyet kuralların belirgin olmasına karşın hizmetkâr Leo'nun gitmesiyle grubun inancını yitirmesi ve saflara bölünmesiyle yolculuk bitmiş olur. Bu yolculardan biri olan H.H, zamanla cemiyet ile ilgili olan her şeyi unutmaya, yapayalnız kalmaya ve inandığı her şeyi yitirmeye başlar. Bu yüzden Cemiyet ile ilgili bir öykü yazmayı dener, asıl amacı o günlere ve cemiyete olan bağlılığını tekrar hissetmektir. Cemiyetin tamamen yok olduğunu düşünen H.H, yanıldığını Leo ile tekrar karşılanca anlayacaktır. Cemiyet H.H 'yi nasıl karşılayacak ve unuttuğu sözlerin cezasını nasıl çekecektir? Kitabın derinliğine bayıldım, evet X2 kere okudum. Okuduğunuz zaman kopmamayı tavsiye ederim. Kitabın en beğendiğim kısımlarından biri de şuydu; Yaptığın her şey kayıt altinda ama yaptıklarını farkında değilsin. Ve birgün yaptıklarının yüzüne çarpması. Oldukça cesur yaşıyoruz hayatı. Ahirete inanan biri olarak sarsıldım tekrar o gerçekle.. "... Şimdi yalnızca önemsiz şeyler, basit aptallıklar değil, her şey dökülecekti. Sonuna kadar haklıydı." Aslında kitabın
Edebiyat
Doğu YolculuğuHermann Hesse · Can Yayınları · 20193,382 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toprak, adaletsizliğe ve aç bırakmaya gebedir...
Puan vermedi·212 syf.··
2020 33. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2020 13:47
"Başaklar Gece Doğar" Başak, yani buğday, yani toprak... Evet Osman Şahin'i güzel bir eylül ayı etkinliği kapsamında tanımış olduk. Etkinliğin mimarlarına ( Miraç kuzugüden ve Ebru Ince ) ve katılımcılarına ben de sevgilerimi sunuyorum. Osman Şahin'in bu kitabında Çukurova'nın bereketli topraklarına gidiyoruz. Bir yerde açlık ve ağalık varsa orda adalet sorgulanır. Adalet yetersiz kalırsa başkaldırı söz konusu olur. 10 köylü olarak başlayan başkaldırı, bir köyün başkaldırısı olarak devam etmektedir. Kısaca olayı şöyle anlatmak gerekirse; Adana'nın Sarıbahçe köyünde yaşayan köylülerin ekip bicecek bir toprakları yoktur. Hepsi ağaların elindedir, hazine topraklarını bile sadece onlar ekip biçerler. Artık buna dayanamayan birkaç köylü bir gece hazine malı olan toprağı ekmeye başlar ve olaylar başlar. Olayların bel kemiğini oluşturan ağaların ve adaletin adaletsizliğidir. Ekinlerinin üstüne ekin eken ağa, devlet tarafından usulsüzce haklı çıkarılır. Rüşvetin gücü adına yapılan bu olaylar, sadece birliğin gücüyle yok olacaktır.. Parkalı Aydoğan... Sanırım kitapta hayranlıkla okuduğum karakterdir. Kendisi ODTÜ makine mühendisliğini okumuş ancak, sol görüşü sebebiyle kamuya girememiş bir parkalı. Kitapta köylüye destekçi olarak gelmiş olan Aydoğan, oldukça güzel etkiler bırakır davasından insanlara. "İncinen insan gözü kara olur. " demiş Osman Şahin. İncinen insanın davası olmalı, cesur olmalı. Hakkını savunmak hep bir suç olarak kalmış ve malesef öyle anlaşılmaya devam edecek. Haklı olmak, statüye ve paraya yedirilmiştir bir haktır nezdimde. Kitapta eleştireceğim nokta biraz iç konuşma isterdim ve köylülerin aile içi diyologlarını aradım kitap boyunca. Ayrıca basımdan kaynaklanan kelime hataları da mevcuttu. Lakin oldukça akıcı bir kitaptı.. Adaletle kalın...
Edebiyat
Başaklar Gece DoğarOsman Şahin · Berfin Yayınları · 199950 okunma
........... ve Hayatın Anlamı
Puan vermedi·314 syf.··
2020 30. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2020 20:13
Merhaba Kıymetli Okur, Pembe kapaklı üstünde kelebek ve kedi resmi olan bir kitapla karşı karşıyayız.. Sevimli gibi ama içini anlatmadan yayını hakkında minik bir bilgi vereyim. Kitabı okumak oldukça zor çünkü iki elinle sürekli baskı uygulamak durumundasın. Herhalde ilk defa bir kitaba bu kadar kaba kuvvet uyguladım. Eğer başka yayından baskısı varsa onlara yönelmenizi tavsiye ederim. :) Yalom'u çoğu okur tanır. Varoluşcu psikoterapinin en önemli temsilcilerindendir. Nietzsche Ağladığında ve Aşkın Celladı gibi tanınmış eserleri vardır. Kitaba gelince 6 psikoterapi öyküsünden oluşmaktadır. Bu öykülerden gerçek olan da var hayal ürünü olarak yazılan da. Ama kurguladığı hikayeleri de gerçek bir öze yasladığını sonsöz kısmında dile getirir. Hikayeleri okurken bazen bir terapist bazen de bir danışan olarak girdim kılığa. Kendi hayatımdan izler bulamamak elde değildi. Yalom bu kitabında daha çok terapistlere öğretmen olmaya çalışır. Kendi deneyimlerini açıklamaya çalışır. Bu kitabın bel kemiğini oluşturan varoluş kaygıları ve bu kaygıyla gelen umutsuzluktur. Bu endişeler de evrensel olduğu için oldukça geçerli konulardır. Mutlaka izleriniz vardır... Psikoloji alanında olan ve alana ilgi duyan herkesin Yalom'dan yolu geçecektir. Kendime birkaç not çıkardım. Umarım sizler içinde güzel olur.. Keyifli okumalar..
Edebiyat
Annem ve Hayatın AnlamıIrvin D. Yalom · Kabalcı Yayınevi · 20022,602 okunma
AH BİZ EŞEKLER, NEDEN BU HALE DÜŞTÜK?
Puan vermedi·161 syf.··
2020 26. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2020 12:02
Merhaba değerli okur, Aziz Nesin! Edebiyat derslerinde eserlerinin adına, şaşırdığım ve çocuk aklıyla güldümüz yazar.. Dam Deli Var, Fil Hamdi, Ah Biz Eşekler, Hoptirinam, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz... Mizah, yani gülmece. Ağlayan halimize güldüren adam. Aslında inceleme yazarken, korkarak yazdığım doğrudur. Sonuçta kamuoyuna duyuruyoruz. Ama Aziz Nesin'i doğru anlamak ne kadar olanaklı? Kendisini ve mizahını araştırırken; Wikipedia'da kendisi için söylenen: « ...Mizah deyince halk yararına işlevi olan görevci mizahı anladığımı baştan söylemeliyim... Beni mizah yazarlığına iten etken, o günkü ortamın koşullarıydı. Kısaca şunu söyleyeyim; genellikle yoksunluk ve yoksulluk, yaşamından gelen bir kızgınlık, öfke, bir hınç alma biçimidir mizah... Her zorluk, her acı çeken ille de mizahçı olmaz elbet, ama bu ağır koşullar kişinin mizahçı yeteneğini geliştirir... Mizahçının yetişmesi için gerekli bireysel koşuldan da anlaşılacağı üzere, mizah, bir yıkıcılıktır. Mizahçı kırgınlıklarını, nefretini, kinini, öfkesini, hıncını, bilinçli bir biçimde gerçekten yıkılması gereken hedefe yöneltebilir ve mizah silahını halk yararına kullanabilirse, bir olumlu yıkıcı olur... Sınıfsal bilinci olan her yazar, ister istemez güdümlü olduğunu, kendi kendini güdümlediğini bilir.Sınıfsal bilince sahip bir yazarı, bir sanatçıyı güdümlü kılmak hiçbir politikacının hiçbir yönetmenin haddi değildir... Sanatın işlevi?... Bu konuda başkalarınınkine uymayan düşünceler içindeyim... Sanatçının kendini, kendi sınıfıyla özdeşleştirmesi koşuluyla, sanatın işlevi, sanatçının kendini dışlaması, varlaması, ortaya koyması demektir. Sınıfıyla özdeşleşmiş olduğundan, kendini anlatırken sınıfını anlatmış olur. » Ağır koşullar ve mizah, tıpkı Twitter'daki gündem gibi... Elimdeki kitap, miss gibi geçmiş kokan
Edebiyat
Ah Biz EşeklerAziz Nesin · CEM-MAY Yayınları · 19781,880 okunma
Bir değer bırakıyorum...
Puan vermedi·192 syf.··
2020 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2020 12:37
Öncelikle ve daima felsefe. Sonra sanat. Ama hüzünle. Işığın ve renklerin dünyasına hareketle. Duyuların ve duyguların..." Değerli okurlar, Kitabın incelemesini yapmak zorsa, Dücane Cündioğlu'nu anlatmak daha zordur. Kendisini yıllarca biliyordum, son zamanlarda tanımaya başladım. Ne tesadüftür ki kendimi tanıma yolunda... Dücane Cündioğlu malesef azınlık bir kitleye hitap ediyor ve bu durum onun hoşuna gidiyor. Sevmez safsatayı... Kelimelerin ve düşüncelerin altı doludur. Eleştirmeyi ve eleştirilmeyi sever. Düşüncelerine sonuna kadar inanmaz, çürütülmesini bekler yani bir o kadar cesurdur... Dücane Cündioğlu'nu malesef, fazlasıyla benimsemişim. Acaba kendi düşüncelerim onun düşüncelerinden ayrılacak mı? Bunu bazen çok isterim. Düşünceleriyle, şuana kadar her zaman haklı nezdimde. Kendisini anlamak ve anlatmak emek, çaba ve bilinç ister. Sadece okumak demez " Okumak işin basit kısmı, asıl görmek gerek." der. Hep der, yorum yorar, inanın der, çünkü yorum aynı hakikate benzer der... Şüphe edin der, en emin olduğunuz şeyden başlayın der... Kitap, sanatın felsefesinden girer batıyı, doğuyu, dini, dili, filmi, resmi ve daha nicesini ortaya serer. Kitabın dili hemen anlaşılacak kadar kolay değil. Sadece dil değil anlam bakımından yine öyle. Kitabı okumamın amacı başta Dücane hoca iken sonrasında sanata daha doğrusu resim sanatına olan ilgimin artık oluşması gereği.. bir ihtiyaç aslında. Okurken, elimin altında sözlük ve google resimler vardı. Çünkü tablolari anlatır ve tanıtır. Kitabı tamamıyla benimsedim diyemem. Ama artık Van Gogh hiç de bilemeyeceğim bir ressam değil... Ve bir sürü tablo. Kitabın içinde, sanat ve felsefenin çok ötesinde şeyler bulacağınıza çok eminim. Okunmaya ve izlemeye değer bir değeri bırakıyorum buraya.... Hakikat'le
Edebiyat
Sanat ve FelsefeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2012409 okunma