Bir kadını gerçekten sevmişsen kalbinden başka hiçbir şeyin kalmamıştır;aşk,evvela aklından başlayıp ne var ne yok her şeyini birer birer terk ettiğin uzunca bir yoldur. Bu yolda kalbinden başka ihtiyaç duyabileceğin hiçbir şey yok nasıl olsa. İhtiyacı bırak,aşk yolunda olanın kalbinden ötesi perdedir,yüktür. Aslında bir yerden sonra kalbi de yüktür ama taşımaya değer tek yük bu olduğundan,sevgiliyi içinde taşımanın hatırına kendi kalbine tahammül eder insan.
Ezgi babaannesinin koluna giriyor. Boştaki eliyle omzuma dokunuyor. İyi misin baba dokunuşu. İyiyim kızım. Herkes ne kadar iyiyse o kadar iyi,ne kadar kötüyse o kadar kötü. Hatalarım var elbet,yalnışlarım; nedenini bilmediğim,bilmeye çaba gösterdiğim tuhaflıklarım...Hayır kızım,tabi bana tuhaf gelmiyor davranışlarım,çevremdekiler öyle der bazen,en çok da annen derdi...Yıllar sonra anladım ki,ruhlarına yakın gelmeyen tüm davranışlara tuhaflık diyormuş insanlar...Tuhaflık,acayiplik,gariplik...Şaşacak birşey yok bunda yavrucuğum,hepimiz söyleriz böyle şeyler...Öyle dönemleri vardır ki hayatımızın,çıkışı olmayan bir sis bulutunun içinde yürüdüğümüzü hissederiz. Suyla buluşan rakının beyazı kadar yoğun bir sis...