Dünya olarak salgınla boğuştuğumuz şu günlerde okuyarak iyi mi yaptım yoksa psikolojimi daha da bozmuş mu oldum bilmiyorum.Ancak kitaptan çok etkilendiğim aşikar.José Saramago beklenmedik bir felaket karşısında bir ülkenin ve o ülkenin insanlarının nasıl vahşileşebildiklerini,bencilleşebildiklerini,ahlaksızlaşabildiklerini öyle güzel bir üslupla anlatmış ki etkilenmemek elde değil zaten.Bir körlük salgınıyla dünya nasıl değişebilir,tüm değer yargıları nasıl bir anda hiç olabilir çok iyi görebiliyor ve dış dünyanın yansımasını okurken aslında kendimize dönüp bir iç sorgulama da yapıyoruz.Herkesin kör olduğu bir yerde isimlerin ve yerlerin hiçbir önemi yok diyor ve hiçbir karakterin ismi olmadan,doktorun karısı,koyu renk gözlüklü genç kız,şaşı çocuk gibi sıfatlarla tanıyoruz onları.Harika bir distopya edebiyatı örneği...
*Kitabın tek eksiği konuşmaların tırnak işareti ya da konuşma çizgileriyle değil virgülle birbirinden ayrılmış olması.Bu nedenle dehşete düşmüş bir şekilde okurken bazen konuşmaları anlayamayıp tekrar tekrar okumak zorunda kalabiliyorsunuz