“Bizler biliyoruz Yüce Tanrım, ömrümüzün sonbaharı çok yakındadır ilkbaharının, yazı ise hiç uzun değildir; bu nedenle böyle bir sabırsızlık çalkalanır kanımızda, bu nedenle büyük bir açlıkla uzanır elimiz sevdiğimizi almaya ve fani şeylere bile hemen sevinmeye; zaman geçtikçe yaşlanırken, beklemeyi nasıl öğrenelim, bir gecede ölüp giderken nasıl sabredelim, zaman sönmeyen ateşiyle peşimizdeyken nasıl yanmayalım, ölüm arkamızdan koşarken nasıl acele etmeyelim?”
“Tanrı bize mutluluk duygusunu ve keyfini verdiyse, bu dünyada sadece acı çeken masum ruhları kollaması gerekmez mi? Bu böyle olmalı, değilse ya Tanrı yoktur ya da hayatımız acınası bir şakadan başka bir şey değildir.”