"İnsanlara söyleyecek fazla bir şeyimin olmamasının bir nedeni de buydu ve ben de kendimi kitaplara veriyordum. Gözlerim kapalı, tanıdık bir kitaba dokunuyor ve kokusunu derin derin içime çekiyordum. Bu beni mutlu etmeye yetiyordu."
"Bunlar çok pencereli büyük yapılardı ve dışarıdan bakıldığında apartmana dönüştürülmüş hapishane ya da tam tersi hapishaneye dönüştürülmüş apartmana benziyordu."
"Kimi şeyler doğma teleşında, kimileriyse ölme telaşında. Doğmakta olanların bir parçası şimdiden ölmeye başladı ya da çoktan öldü bile. Ama sonsuz akış ve dönüşüm dünyayı sürekli yeniler, tıpkı hiç durmadan akıp giden zaman ırmağının sonsuzluğu yenilemesi gibi. Hiçbir şeyin tutunamadığı bu ırmakta hızlı akıp giden şeylerin hangisine değer verebilir insan? Uçarken görüp gönül verdiği bir serçenin, ona sevdalanır sevdalanmaz kanat çırparak gözden yitip gitmesi gibi."