Bu kadar kolay mı? Ruhsuz olup böyle hayvani bir şerkilde hareket etmek.
Cümlesiyle başlamak istedim. Çünkü Derdâ'nın yaşadıkları bana bu cümleleri kurmaya zorladı.
Okudukçada indanların ne kadar ruhlarının karardığını gördüm. 11 yaşında bir kı çocuğu alıp götürülüyor ona kimse sormuyor hiç birşeyi. Hayallerini...
Derdâ'nın o küçük bedeni ve ruhu büyüyor.
Bir de İstambul da Yaşayan Diğer Derda var tabi. Babası hapiste annesi tarfından sevgi görmeyen,(iki çocuğunda ortak noktası aslında)mezarlığa gelen ziyaretçilerden kazanabildiği ile karnını doyurma derdinde olan Derda.
Kitabın ilk kısmında Derdâ'nın hikayesi ile başlıyoruz. Yazar o kadar zekice yol aldırıyor ki okuyucusuna iki Derda da karşılaşıyorlar mezarlıkta Derda ile karşılaşıyorlar. Hayat onları bir yerde tekrar karşılaştırıyor. Kitabın beni Erkek çocuğu olan Derda'nın hikayesi daha ilgimi çekti sebebi ise Oğuz Atay' ın bu denli yoğun duygular ile yazar tarfından Derda üzerinden okuyucuya aktarılması.
Okuma ve yazma bilmeyen Derda'nın her sabah gittiği mezarlığın Oğuz Atay'ın mezarlığı olması. Aslında kitaba genel olarak bakacak olur isek 'Umut' kelimesinin (kız çocuğu) Derdâ da hayat bulduğunu, (erkek çoçuğu) Derda'nın ise Oğuz Atay'ın erken yaşta hayata gözlerini yumması ve Oğuz Atay'ın kitaplarından okuması onu derinden etkiler ve kendini hayatta koyamadığı yerde Oğuz Atay vasıtası ile hayatını anlamlandırma çabası.
Kısacası Hakan Günnday'ın ellerine sağlık diyorum eser beni benden aldı.