Kayıp Rıhtım

Kayıp Rıhtım
@KayipRihtim
Edebiyatta kaybolanlara. | kayiprihtim.com Tüm Panayırların Heyulası (2022, İthaki Yayınları)

Kayıp Rıhtım

, bir kitap okudu
Puan vermedi·400 syf.··
2020 22. kitabı
Camilla Läckberg
7.5/10 · 608 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hatırla: Ruhu Kemiren Duyguların Nahif Sorgusu
Puan vermedi·160 syf.··
2020 21. kitabı
Hafıza kaybı teması, avantajlarının çokluğu sebebiyle çok kullanılmış, o yüzden çabucak klişeleşmiş temalardan. Tek seferde ana karakteri hızlıca tanıtmak, amaç edindirmek ve maceraya çıkmasını sağlamak bu temada bir hayli pratik. Buna “İşin aslı…” tarzında gizemler yapabilmenin kolaylığını, karakter gelişimini sıfırdan başlatabilmenin rahatlığını vs. eklemek de gerek. Kısacası, yazar için de okur için de bir hayli hoşluğa sahip. Hatırla kurgusunda bunların hepsi var. Fakat temanın sağladığı avantajların rehavetine kapılmak söz konusu değil. Tüm tema, başına sıra dışı bir iş gelen sıradan birinin sıradan hayatındaki kesitler içerisine işlenmiş. Okuru büyük gizemlerin peşinden sürükleme hevesi yok. Heyecanı had safhada tutan gerilimler yok. “Sıradan biri hafızasını kaybederse ne olurdu?” sorusunun sınırları içerisinde, karakter çatışmalarını ve polisiye tatlı gizemi savsaklamadan ilerleyen bir hikâye var. Cemalettin Sipahioğlu İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/hatirl...
Edebiyat
HatırlaSeran Demiral · Tudem Yayınları · 024 okunma
Toprak: Her Şey Boşmuş Adlı Trajedi
Puan vermedi·208 syf.··
2020 20. kitabı
Öldükten sonra fırsat bulsak bile yaşadığımızı kanıtlamak neredeyse imkânsız. İlginç bir öykü yaşamış olabiliriz. Gazete kupürü, ayak izi, vitrine asılı resim bırakmakla kocaman bir hayatın yaşandığını kanıtlamak aynı şey değil. Bir hayattan geriye ne kalır? Robert Seethaler, okura sık sık bu soruyu hatırlatıyor. Okurken sık sık, canımızı fena sıkan insanları, öldükten sonra kime mektup yazmak isteyeceğimizi, ilk defa bisiklete bindiğimizi veya yeterince şanssızsak bisiklet sürmeyi bilmeden ölebileceğimizi düşündürüyor. Bir köy. Yirmi dokuz ölü. Yaşanmış, bitmiş, üstünden birçok hayat geçmiş yirmi dokuz ölü. Her birinin başrolünü oynadığı kendi senaryoları unutulmaya yüz tutmuş. Öyleyse neden yaşıyoruz? Hatırlanmaya değer hayatlar yaşamadığımızı henüz hayatı bitirmemişken bile hissediyoruz. Hissettiriyorlar. Seethaler, sıradan, dümdüz, önemsiz gibi görünen hayatların dışarıdan kimsenin göz uzatamayacağı perde arkasını okurları için aralamış. Yirmi dokuz bitmiş hayatın yerinde yeller eserken unutulmamaları için bir adım atmış. Hayali ölüler artık okurların hayalindeler. Seethaler’e teşekkür borçlu olan ölülerin anısına, bu kitabı okumanızı tavsiye edebilirim. Elif Şeyda Doğan İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/toprak...
Edebiyat
ToprakRobert Seethaler · Timaş Yayınları · 2020505 okunma
Hayvanlara Niçin Bakarız? İncelemesi: Kendimizden Uzaklaşmayı Başarmak
Puan vermedi·136 syf.··
2020 19. kitabı
Eser Berger’ın 9 yazısını içeriyor. Bunlardan sadece şiir ve öykü olan bölümler de mevcutken Ernst Fischer: Bir Filozof ve Ölüm adlı adeta saygı duruşu olan anısıyla da sonlanıyor. Hayvanlara Niçin Bakarız? bölümünde doğa, hayvan davranışları, kapitalizm hakkında sarsıcı eleştiriler var. Bu eleştirileri farklı türdeki yazınıyla da daha hüzünlü bir hale getirmiş. Eseri okurken Görme Biçimleri’ndeki gibi bir dil beklemiyor sizi, daha üstten bir eleştiri/bakış açısından ziyade acı var eserde. Çıkarımlarının doğruluğundan mutsuz, içerlemiş ve romantik bir Berger var. Eserin başında Bir Fare Hikâyesi ile yalnız yaşayan bir adamın farelerle imtihanından söz ediyor Berger. Evindeki son istilacı farenin de gitmesini hüzünle izleyen bir adamla tanışıyoruz öyküde. Sonraki yazılarda dil böylesine kibar olmuyor, hayvan kültleri incelemeleri ile başlıyor eleştiri silsilesi. Resim sanatının ilk konusunun hayvanlar olmasından ve yine bu resimlerin de büyük olasılıkla hayvan kanından yapılmış olduğunu söylüyor yazar. Hayvanı besleyen, seven, öldüren ve tüketen insandan; hayvandan uzaklaşan ve korkan insan tipine nasıl ulaştığımızı anlatıyor. Evcil hayvanların evlerde esir edilip beslenmesini doğaya bir biçimde yaklaşmak kaygısı olduğunu gösteriyor. Ama ne yazık ki evlerimizde beslediğimiz hayvanların gerçek olmadığını, bir çeşit kopyalarımız olduğu gösteriyor. Fare tutmayan kedileri, ava çıkmayan köpekleri bize benzetiyor Berger. Yemeğini elde etmeyen, hazıra alışmış, kendinden ve doğasından uzaklaşmış evcil hayvanlar olduğumuzu döne döne yüzümüze vuruyor. Uygar Özdemir İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/hayvan...
Edebiyat
Hayvanlara Niçin Bakarız?John Berger · DeliDolu Yayınları · 2017140 okunma