Bu kitabı okuyup da öfkelenmemek bence pek mümkün değil. Nedir adalet? Birkaç kişinin oyuncağı mı ya da çoğunluğun savunucusu mu yalnızca ya da adalet içinde bulunduğumuz duruma göre kafamıza göre şekillendirdiğimiz bir oyun hamuru mu? Neden bu kadar zor bu dünyada adaleti sağlamak adil olmak, her şey güçlüden ya da kalabalıktan yana mı olmalı o halde neden var bu “adalet” dediğimiz kavram. Madem güçlünün ve çoğunluğun dediğini savunacağız adil olmasa bile neden adaletten bahsediyoruz ve adilmişiz gibi davranıyoruz?
Ah Yakov kitaba ilk başladığımda sırf karın için olan düşüncelerin benim sana sinir olmama sebep olmuştu. Ta ki sırf Yahudi olduğu için başına gelenleri okuduktan sonra.
Bir toplumda işlemediğiniz suçlardan dolayı cezalandırılmanız, hor görülmeniz, dışlanmanız için gerekli olan en temel sebep onlardan olmayışınızdır.Eğer siz o kalabalıktaki azınlıksanız geçmiş olsun çünkü toplum içerisinde gerçekleşen tüm felaketlerin, tüm bu olumsuzlukların sebebi sizsinizdir. Bunun sadece bir roman bir kurgu olduğu için böyle olmadığını ne yazık ki çok iyi biliyoruz. İnsanlığın her döneminde insanlar; dilinden, dininden, renginden, milliyetinden dolayı daima hor görüldü dışlandı ve çeşitli kötülüklere maruz kaldı. Yakov da bunlardan biriydi ve onun da tek suçu Yahudi olmaktı, bulunduğu topluluğun içindeki azınlık olmaktı ve ondan daha iyi bir kurban bulunamazdı.
Bu kitap Tamirci Yakov’un değil, dışlanan tüm insanların hikâyesi aslında cezalandırılan sadece bir roman karakterinden ibaret değil cezalandırılan tüm güçsüzler.
İnsan düşünmeden edemiyor, dünya insanlık gerçekten böylesine kötü, bencil, acımasız olmak zorunda mı diye. Bana sorarsanız değildi, bence bir çoğumuza göre düzen bu değildir. Ama düzeni değiştirmek için kabul edip sinmek yerine neler yapıyoruz?