Züleyha

Züleyha
@Kayraz
İstanbul
145 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
William C. Seitz, Modern Sanatlar Müzesi'nde 1960 yılında açtığı Monet sergisinde resimleri çerçevesiz sergilemeye karar verince, ilk başta röprodüksiyon gibi görünen resimlerin çok geçmeden duvarı nasıl ele geçirdiğini gözler önüne sermiştir. İzlenimci resimleri bu çok farklı şekilde asmak, resimlerin duvarla ilişkisinin doğru okunması ve yeni yorumların yolunu açması açısından az rastlanan bir küratöryal cesaret göstergesidir.
Gerçekten de daha iyi öğrenmemiz gereken, resimlerin nasıl asıldığı, asılacağıdır. Bir resmin nasıl asıldığının tarihi, ta Courbet'den itibaren, hâlâ kayıp bir tarihtir. Oysa bir resmi asmak, nasıl algılanacağını da belirler. Resim asmak, o resmi yorumlamayı ve ona değer biçmeyi de beraberinde getirir ve farkında olmaksızın zamanın beğenileriyle, modalarıyla şekillenir. Bilinçaltıyla algılanan bazı işaretler, izleyiciye ipuçları verir. Resimlerin içsel tarihiyle, nasıl asıldıklarının dışsal tarihi arasında bağlantı kurmak gerekir.
On dokuzuncu yüzyıl aklı nasıl sınıflandırmaya yatkın, taksonomik bir akılsa, on dokuzuncu yüzyıl gözü de türler arasındaki hiyerarşileri hemen algılayan ve çerçevenin otoritesini tanıyan bir gözdür.
Duvarın bir estetiği yoktur, iki bacaklılar için bir gereksinimden ibarettir sonuçta.
Beyaz küpün bize sunduğu yapay sonsuzluğa şöyle bir bakabilmenin karşılığında, insanlığımızdan sıyrılarak bedenden ayrışmış gözü olan karton bir izleyiciye dönüşürüz. Gözün ayrı ve özerk eyleminin yoğunluğu adına kendinden vazgeçmiş bir benliği kabul ederiz.