Kays Mahfi

Kays Mahfi
@KaysMahfi
Ukdem ve Miranda'ya Mektuplar kitaplarının yazarı.
biliyorum
Biliyorum; Özlemeyeceksin beni Ne üzülecek, ne de ağlayacaksın bitti diye Ne de Özlem dolu gecelerde, Aşk nöbetleri yaşarken arzuyla titreyecek bedenin Özlemeyeceksin, biliyorum. Biliyorum; Özlemeyeceksin beni Baktığın hiç bir gözde aramayacaksın Yağmurlu havalarda, şemsiyeni her açışında Şehir gürültüsünde kendi topuk seslerini duyduğunda Martılar, vapurlar, parklar ve banklar Bazen rastladığın şiirsel pankartlar Hatırlatmayacak beni sana Özlemeyeceksin, biliyorum... Biliyorum; Özlemeyeceksin beni Ve bana dair hiç bir şeyi Zaman sürdüğün yaraların her sancıdığında Aşk sürdüğün özlemlerin her acıttığında Hatırlamayacaksın beni, Özlemeyeceksin, biliyorum Biliyorum; Özlemeyeceksin beni Ne saçların ellerimi, ne de gözlerin gözlerimi Aşka müdahil gelgitlerimi Kızmalarımı, küsmelerimi ve barışmalarımı Sana dair kalıpsız atışmalarımı, Ve sana mahkum kendime, alışmalarımı Özlemeyeceksin, biliyorum... Kays Mahfi
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Baba
O başkalarının eskilerini giyen bir babaydı; Evlatlarına yeniler giydirebilmek adına.. Başkalarının söküklerini dikmekten; Kendi söküklerine zaman ayıramayan.. İçi gururla dolu, dışıyla mağrur, Vicdanı hasebiyle, bir ömür mağdur... Büyüyememiş bir adamdı; Bakışı dimdik, sesi her daim mahur... Babaydı o bir çocukluğu asla olmayan... Baba doğmuştu sanki Her sevişi evlat sevgisi gibiydi Bir kadını severken bile, Bedeniyle kadın,  Yüreğiyle evlat gibiydi sevdiği... Babaydı o bir seveni asla olmayan... Kays Mahfi
Şiir
Çocuğun Kimliğindir
Fikri ve zikri temiz çocuklar yetiştirin. Haktan yana düşünen, hak olana inanıp inandığı ile amel eden çocuklar... Merhamet etmeyi öğretin mesela. Karınca görünce ezmeyen, kendinden zayıf olana zulmedip üzmeyen, meyve toplarken dalını kırmayan, kedi ve köpek görünce taşlamayan biri düşerken ya da bir acı duyarken komik bulup gülmeyen, kadına ve çocuklara saygısını ve şefkatini asla bozmayan, doğru ve haklı olmayanı; derman olsa derde sürmeyen çocuklar... İnanmayı ve muhasebe etmeden muhakeme etmemeyi öğretin mesela. Biri bir şey dediğinde körü körüne inanıp, dalgaya mahkum gemi gibi yalpalayıp durmayan, haktan yana karar alıp kararlarına hayat verebilen, aslını bilmediğinin nüshasını muska gibi yüreklerine takmayan, zaaf gösterip günah işlerken bile asla inkârda olmayan çocuklar... Tevazuyu öğretin mesela. Kimseye tepeden bakmamayı ve kimseyi tepede görüp omuzunda taşımamayı. Aşırı tevazunun kibirden olduğunu bilen, karakterinden harcamadan kazanımlar elde eden, ne ezen ne de kendini ezdiren, ezileni de birlikte ezilmek pahasına bile olsa koruyup kollayan, kir pas içinde yaşamak zorunda kalsa bile kötü kokmayan, ne kadar dallanıp budaklansa da köklerinden asla kopmayan çocuklar... Çocuklarımız bizim imzamız ve kimliğimizdir. Temiz kişi temiz toplumun ilk adımıdır. Eğri otururken bile çocuklarımızla doğru konuşalım. Ne körü körüne dindar ne de sadece ezber ile kindar olsunlar. Arı gibi; hangi çiçeğe konsa da faydalı olanı alabilsinler. Onları istediğimiz gibi değil, Allah'ın istediği gibi yetiştirelim... Kays Mahfi
Eğitim
Çocuklarımız
Anne babaların baskısı ve şartlandırmaları yüzünden okul ve eğitim kelimeleri çoğu insanın hayatında olması gerektiği şekliyle yer alamıyor. Mühendislik ya da doktorluk yapmak için degil, mühendis ya da doktor olmak için okuyorlar. Çoğunun tıp isterken amacı iyileştirmek değil o etiketi kazanmak. Okul ve meslek seçerken insanlar ne kadar kazanacaklarına ve toplumda ne kadar havaları olacağına bakıyor. Oysa öğretmen öğretmek, doktor iyileştirmek, mühendis üretmek ve geliştirmek için mesleğini istemeli ve icra etmeli, maaş için değil. Biz çocuklarımızı yanlış eğitiyoruz. Hayatta okumaktan ve devlet memuru olmaktan başka hiçbir seçenek yokmuş gibi şartlandırmışız ve şartlandırıyoruz. Oysa bu memlekette kalıpçıya da ihtiyaç var, simitçi ye de marangoza ve tamirciye de. Tabii gönül ister ki meslek erbabı da tahsilli olsun ama bir gelir elde etmek için değil kendine vasıf kazandırmak, kendini eğitmek ve geliştirmek için. İnsanlar hangi alanda marifetli ve yatkın ise o alanda eğitim görmeli ki istisnasız toplumun her ferdi azami verimlilik ile hayatını yaşasın ve hayatlarımıza dokunsun. Dayatmayla mecburen değil, zevk için ve istediği alanda, içinden geldiği gibi, kaygısızca ama saygıyla okuyacak (ahlaklı ve hem milli hem dini hem de toplumsal değerlerine bağlı) bir gençlik lazım bize. Kays Mahfi
Eğitim
Sadaka
Sadaka sadece para, mal ya da mülkten ibaret değil. Hatta maddiyat sadakanın belki de en zayıf hakası... Mesela bir çocuğu; saçlarını okşayarak, ya da en azından uzaktan gülümseyerek sevdin mi. Bir iyilik yaptın mı, yerdeki bir taşı ya da çöpü kaldırarak da olsa... Hiç tanımadığın birine selam verdin mi, bir tebssüm bağışladın mı üzgün duran birine... Bir hayvana yiyecek verdin mi mesela, barınak veremeyecek olsan bile... Bir kavgayı ayırdın mı, bir kabahati görmezden geldin mi, iki küsü barıştırdın mı, elinden hiç birşey gelmse bile, içten içe dua ettin mi kimseye... Mesela belki bir selamınla, bir sözün, bir hareketinle ruhunun iklimi değişecek insanlar var, mutluluğu sana kurgulu birine mutluluk bahşettin mi... Ve en önemlisi kendine bir iyilik yaptın mı bu gün... Biraz eksilttin mi, sigarayı, çayı ekmeği, kaba kelimeleri ve çekiştirmeleri, kötü bir huyundan, bir günahtan, bir yanlıştan ya da yanılıştan bir adım da olsa uzaklaştın mı. Hiç ibadet ettin mi bu gün mesela, şükrederek de olsa... Ve bu gün düşündün mü hiç; acaba kimseyi kırdım, üzdüm mü. Bilmeyerek de olsa kimseye maddi ya da manevi olarak zarar verdim mi diye... Ben bunların birçoğunu değil yapmak, düşünmedim bile... Ya sen... Kays Mahfi
İlişkiler