Günümüzde de bunların çocukları yalılarının önünde askerliklerini yapar veya yapmazlar. PKK ile vurulanlar yine reaya çocuklarıdır. Yurt genelinde 280 şirketleri ile Türkiye’yi soyarlar, bankaları hortumlarlar. Dış güçlerle akıl almaz ilişkileri yürütürler, hesap sorulduğunda yabancı ülkelere kaçarlar. İşte, günümüzde Türk aydın sınıfının anatomisi budur.
Sayfa 323 - Standart Kürt ve Ulus-Devlet·Kitabı okudu
1923’te Mersin sahillerinde gezerken kıyıdaki birbirinden güzel yalılar ve köşklerin Ermeni, Rum ve Yahudi vatandaşlara ait olduğunu öğrenince, o sırada yanından geçen ak sakallı, yaşlı bir Mersinliye yaklaşarak, “Baba, bu adamlar şehrinizin en değerli yerlerine bu güzel binaları yaparken sen neredeydin” diye sordu. Yaşlı Mersinli ise: “Yemen’de, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de çarpışıyordum Paşam” diye cevap veriyordu.
Sayfa 323 - Standart Kürt ve Ulus-Devlet·Kitabı okudu
Gençliğe tarihsel mesajı da, kitlelerin katarsisa olmasında ilk adımı teşkil ediyordu: “Ey Türk gençliği, muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil-kanda mevcuttur.” Bu bir ırkçılık veya kan sorunu değildir, sadece Türk insanına kendini kendinde aramasının, “ötekinden” soyutlamasının bir uyarısı idi.
Sayfa 323 - Standart Kürt ve Ulus-Devlet·Kitabı okudu
Ulus-devlet inşasının hareket noktası, yaratıcı aydın sınıfın yeniden doğuşu ve millileşmesi idi. Atatürk’ün erken ölümü, ne yazık ki bu oluşumun gerçekleşmesine set çekmiştir.
Mustafa Kemal 1925 yılında Büyük Nutku’nu okurken şöyle diyordu: “Efendiler, asil milletime tavsiyemdir, başına geçirecekleri adamların kanlarındaki ve vicdanlarındaki cevher-i asliye dikkat ediniz.” Bu uyarı Türk milletine tarihsel bir mesajdır; ulus-devlet oluşumu yönetici sınıfın da millileşmesini ön plana alıyordu.