İnsan topluluğu farklı ve özeldir. Örneğin bazı hayvanlar ortaklaşa avlanır fakat avlarını tek başlarına yer. Tüm hayvanlar yalnızca kendilerine ve yavrularına yiyecek temin ederken, yiyeceğin grup içinde paylaşılması insan türüne özgüdür. Antropolog Gina Ishak şöyle diyor: "Bir şempanze insan davranışının özelliklerini tarif edebilse, görünen o ki, ilk sırada insanın yiyeceğini grubun diğer üyeleriyle paylaşan bir mahluk olduğunu söylerdi."
özgürlüğün olmadığı bir güvenlik kölelikten farksızken, güvenliğin olmadığı bir özgürlük kaos, yönsüzlük, kalıcı belirsizlikler ve neticede maksatlı bir şekilde hareket etmekten aciz kalmak demektir.
Günümüzdeki müsriflikten, kendi fiili ömürlerini tamamlamadan bir kenara atılan ürünlerden yansıyan rakamlardan yola çıkarak, geriye dönüp bu sorunu irdeleyebiliriz. Bir tahmine göre 2005 yılında İngiltere'de satışa çıkarılan kullanılmış araçların yüzde 92'si en az beş yıl daha hizmet verebilir özelliğe sahiptir; 2004 yılında yeni bilgisayar satın alanlar, bu bilgisayarlarda eski bilgisayarlarında kullandıkları programların aynısını kullanıyorlar. Bu türden bir müsrifliğin bir açıklaması şöyledir: Tüketiciler gerçekte kullandıkları güç yerine yeni satın aldıkları eşyalardaki potansiyel gücü satın alıyor; yeni otomobil saatte yüz mil hız yapabilse de sürücü, bu aracı zaten genellikle tıkanan bir trafikte sürebiliyor. Modern müsrifliğin bir başka açıklaması ise tüketiciler için cazip olanın aracın nasıl çalıştığı değil de ondan beklentileri olduğu şeklindedir; en son çıkan bir şeyi satın almış olmak, onu daha uzun süre kullanabilmekten daha önemlidir. Her iki durumda da eşyaları böyle kolaylıkla elden çıkartabilmek, bizleri elimizde tuttuğumuz gerçek nesneler karşısında duyarsız hale getirmektir.