Türkiye halkının örf ve âdetlerini bilmeyen bir arkadaşımla 1926 da Orta Anadolu köylerine gitmistik. Bize yol gösteren bir köylü çocuğu, ayağına fırlatılan yirmi beş kuruşa istihkarla baktığı zaman «köylünün çarığını değil, insanlığını görün. demiştim. Gerçekten, aydınlarla halk arasındaki anlaşma uçurumunu kaldırmak için halkın haliyle halleşmeli, onun kılığına, kıyafetine, bilgisizliğine, hastalığına değil, insanlığına bakmasını bilmelidir.