"Hava güzel" dedim gardiyana.
Sanki konuşup konuşmaması gerektiğini bilmez gibi, bana karşılık vermeksizin bir an sustu; sonra sert bir tavırla mırıldandı:
"Olabilir."
Hareketsizce durdum; aklım yarım uykuda, dudaklarım gülümser gibi, gözlerim de tavana yansıyan altın renkli parıltıya dikilmiş.
"İşte güzel bir gün" diye yineledim.
Gece bir kurşun gibi çakılırken yüreğime.
Dolardı koyu bir korku, odanın orta yerine
Bin yıllık kan davalısı gibi bin erkek,
Düşerdi peşime karanlık denilen illet.
...
Ve düşerdim kucağına türkü dolu odanın
Ülkesini henüz yeni yitirmiş sesiyle Ahmet kayanın.
Gece bir kurşun gibi çakılırken yüreğime
Birden örterdi üstümü koca bir mutsuzluk
Ve sonra yüreğimin en ürkek yerine
Ani bir sensizlik çökerdi aynı kurşun sesiyle.
İşte o an dikilirdi karşıma ölüm,
Gece bir kurşun gibi çakılırken yüreğime.
Soğuk ve ıslak bakardı gece yine.
Günlerden deli bir karanlık.
Parmak uçlarımda can çekişen bir sigara
Çatlamış dudaklarımı beklerken,
Bir soğuk vururdu beni bir acı bir yakarış.
Hele de sen düşerken aklıma aniden
İşte o an bin kez tadardım o soğuk, kirli ölümü.
Yutkunluğun acısı çöreklenirken ellerime.
Gece aynı hain kurşun ile inerdi yüreğime
Ne sığınacak bir ışık
Ne de yüreğimi ısıtacak bir sevgili,
Hiçbiri yetişmezdi imdadına gecenin
Aynı izi açardı gece, yüreğimin en uslu yerine