Bakara 44: Yahudilerden bahseden bir bölümde Rabbimiz onları kınayarak şunu soruyor: "Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" Ayetin muhatap kitlesindeki kuşatıcılığı fark etmişsinizdir. Sigara içen doktor, adaletle hükmetmeyen hakim, ibadet ve ahlâkında göz ardı edilemeyecek boşluklar olan vaiz, hakikati alkışlara feda eden düşünür, hâsılı herhangi bir konuda gerçeği bildiği ve insanlara da onun gereğini tavsiye ettiği halde kendisi yapmayan herkes. Böylece "birr" kelimesinin ilk geçtiği yerde iyiliğin, günümüzde çokça yapıldığı gibi üzerinde konuşulup anlatılmakla değil, yaşanmakla erişilecek bir şey olduğunu anlıyoruz.
Başka birinin ruhundakileri izleyip anlamadığı için bedbaht olana pek sık rastlanmaz; fakat kendi ruhunu yakından takip etmeyenlerin bedbaht olması kaçınılmazdır.