Başlama Yeri, Ursula Le Guin'in en önemli yapıtlarından biri; fantastik edebiyatın nadide metinlerinden. Aşkın, tutkunun, hayalgücünün ve serüvenin iç içe geçtiği roman nefes kesen olaylarla yüklü.
Romanın esas karekterlerinden biri olan Hugh Rogers tekdüze ve sıkıcı hayatından bıkıp usanmıştır. Hayatını değiştirmek için çaba göstermektedir. Arayışları sonuç verir ve derken günün birinde beklenmedik bir şey olur: Hugh Rogers kendisini cennetten farksız, değişmeyen alacakaranlığıyla Tembreabrezi'ye, yani "başlama yerine" götürecek olan kapıyı bulur. Irena Pannis ise başlama yerini bulduğunda henüz on üç yaşındadır. Aradan yedi yıl geçer, Irena Pannis büyüyüp serpilir, genç ve güzel bir kadın olur. Dağkenti'ne izinsiz giriş yapan Hugh Rogers ile karşılaşır. Bu karşılaşmanın hemen ardından devasa bir gölge Dağkenti'ni yıkmakla tehdit eder. Hugh ve Irena bu gölgeyi bulup kovmak için bir araya gelir ve yola çıkarlar. Yolculuk esnasında birbirlerine âşık olurlar. Yeni bir başlangıca ya da kaçınılmaz bir sona doğru mu sürüklenmektedirler..?
Başlama YeriUrsula K. Le Guin · Ayrıntı Yayınları · 2016384 okunma
Küçük Prens’in ağzından anlatılan kitapta genel olarak küçüklerin gözlerinden onlara örnek olması gereken yetişkinlerin yaptığı hatalar ele alınır.
Her insan kendi hayal gücü ile yaşarken dünyaya karşı farklı bakış açılarına sahip olur. Dünya üzerinde her ne olursa olsun sevgiye ihtiyacı vardır ve sevgi her şeyin ilacı olacaktır.
Bu seçkide “Armutlarla Birlikte Satılan Kız”, “Altın Minik Buzağı”, “Elbebek”, “Sepetteki Su”, “Biberiye” ve “Kral’ın Oğlu Kümeste” adlı masallar yer alıyor.
Bu roman Dostoyevski`nin en sevdiğim kitaplarından birisidir.Suç ve Ceza St.Petersburg'un kenar mahallelerinde yaşayan son derece fakir bir eski hukuk öğrencisi olan Raskolnikov'un geleneksel ahlaki yasaların ötesinde olduğunu hayal ettiği için acımasız bir çifte cinayet işleyen hikayesini konu alıyor.
Raskolnikov vicdanının artan sesi tarafından avlanır ve kendi suçluluğunun ilmeğinin boynuna sıkışarak onu deliliğe yaklaştırdığını görür.
Peki ya kimdir bu Raskolnikov ?
Raskolnikov, neredeyse sadece onun bakış açısından anlatılan romanın kahramanıdır. Adı, en temel karakter özelliğini, yani insan toplumundan yabancılaşmayı temsil eden, "bölünmüş" anlamına gelen Rusça raskolnik kelimesinden türemiştir.
Gururu ve entellektüalizmi, yalnızca türü sürdürmeye uygun olduğu için diğerlerini hor görmesine neden oluyor. Aksine, daha yüksek amaçlar için ahlaki standartları ihlal edebilecek elit bir grubun parçası olduğuna inanıyor.
St. Petersburg'da geçen Suç ve Ceza 'nın ana konusu, kahraman Raskolnikov tarafından işlenen bir cinayet etrafında dönüyor. Eyleminin yarattığı dehşet ve suçluluk duygusundan duyduğu zihinsel ıstırabı ve yakalanmaktan duyduğu dehşet hikayeye hakimdir.
Raskolnikov, zihni hayattaki baskıcı durumuyla delilik noktasına kadar aşırı gerilmiş eski bir hukuk öğrencisidir.
Genel Bakış
"Suç ve ceza" da, masumiyet ve yolsuzluk ile iyilik ve kötülük arasındaki sınırlar bulanıktır ve bilinen psikolojik derinliği yaratır
Hristiyanların kurtuluşu ve bir suç hikayesinin gerilimiyle karıştırıldığında, kolayca 19. yüzyıldaki en büyük eserlerinden biri sayıla bilir.
Bilinç akışının ilk kullanımı, Raskolnikov'un vicdanının derin analizi, olağanüstü olay örgüsü hareketi ve şiddet, mükemmel anlatı bakış açısı ... Bu kitapla ilgili her şey neredeyse mükemmelliğe
Santiago kalbinin ritmine kulak vererek gezgin olarak yaşamayı arzulamaktadır ve dünyanın birçok farklı bölgesinde yaşamını sürdürürse mutlu kalabileceğine inanmaktadır. Yaşadığı yer olan Endülüs’ten hoşnut değildir ve oradan ayrılmak istemektedir. Bir gece bir rüya görür ve Mısır piramitlerine doğru yola çıkar çünkü mısır piramitlerinde kendisine ait olduğunu düşündüğü bir hazine vardır. Onu bulmaya çalışır. Çobanın bu yolculuğu fiziki olarak yönü ve hedefi Mısırdaki piramitler olsa da, içsel açıdan bizzat kendisini ve mutlu olmayı araştırıp elde etmek biçiminde gerçekleşmektedir.