Homeros şiirleri, Yunanların kendi tarihlerini, kültürlerini ve geleneklerini anlaması için gerekli olan her şeyi içerdiği için "kavim ansiklopedisi" olarak tanımlanmıştır.
Arkaik çağda yaşayan Yunanlar için epik şiirin değeri sanatsal veya edebi olmaktan öteye gider; yazı, kültürel mirası muhafaza ve aktarma aracı olacak kadar yaygın olmadığı için, daha genç kuşaklara uygarlığın temel değerler sistemini aktarma görevini şiir üstlenir.
Dokuz asırlık Türk tarihi, Orta Asya ve Horasan ikliminden Akdeniz'e yönelmeyi ve ulaşmayı amaçlamaktaydı. Binaenaleyh, imparatorluğun bu mirasının elden çıkmasını Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın ne askeri dehası ne de medeniyet tarihi anlayışı uygun görürdü. Ordulara yönelik "İlk hedefiniz Akdeniz'dir" emri, işte bu konuyla ilgili kesin bir emirdir ve meydan savaşının kazanılmasından dokuz gün sonra ordular İzmir'e bu emir ile girmişlerdir.
Şu da çok önemlidir; Lozan'dan sonra Cumhuriyet ilan edilmiştir, ancak, o sıra, "Meclis hükümeti" dönemidir. Türkiye, 23 Nisan 1920'yle Temmuz 1923 arasında, "Meclis hükümeti" olarak devam etmiştir, zira daha Cumhuriyet ilan edilmemiştir. Bu bir bağımsızlık savaşı ve işgalcilere karşı bir direnişti. Bizim zaferimizdi. Üç senelik "Meclis hükümeti" dönemi zaferin yapıtaşıdır.
Başlangıçta Şehzade Mehmed'in veliaht olacağı bile şüpheliydi ama olaylar farklı gelişti. Ağabeyi Amasya Valisi Şehzade Alaaddin Ali Çelebi'nin ani ölümü ona taht yolunu açtı. Hem de bu tahta çıkma olayı iki kere vuku bulacaktı. İlkinde tahtı babasına terk ederek Saruhan sancak beyliğinin başkenti Manisa'ya çekildi. İkinci kez tahta çıktığında ise orada kalıcı oldu. Bir genç Şehzadenin babasınin taht halefi olarak iki kez tahta çıkması, benzeri pek görülmemiş bir olaydır.