Her halükarda, hiç savurgan değildi ama cimri de değildi; zira ne zaman soylu, yararlı ya da cömert bir işe katkıda bulunması gerekse, sessizce ve hatta gizlice yapardı bunu.
Hangi cahil cesareti bir insanı kendi kişisel intikam ve çıkarı için takipçilerine mükafat vaadi sahtekarlığı yapmaya itecek güçtedir? Hasan Sabbah'ta bunu ironik bir şekilde görmekteyiz. Hasan Sabah tarihin ilk suikast teşkilatını kurarken hidayet hakkında cennet vaadi verdiği kurbanlarından daha büyük bir yanılgı içinde midir? Sahte cennete giren Dai'lerin yanılgısı Hasan'ın felsefesini (Hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah.) doğrular gibi görünse de sonradan bu düzenbazlığı İbni Tahir fark etti. Kitap Hasan Sabbah'ı eleştirel biçimde ele alırken okuyucunun hakikati görmesi kaçınılmaz oluyor. Buna ilaven bir roman olduğuna dikkat edilerek okunmalı.
Biz Osmanlı idaresinin tipik kesitini öğrenmek istediğimiz zaman, Suriye Bağdat ve hatta, ocaklık ve yurtluk sistemini takip ettiğimiz birtakım doğu vilayetlerinin defterlerini tetkikten çok, Anadolu ve hassaten Bulgaristan, Trakya, Makedonya'nınkini tetkik etmeyi tercih ederiz; çünkü orada daha iyi görürsünüz imparatorluk bürokrasisinin işleyişini.