Eğreti bir aileydi bizimki, evet, aile değil yamalı bohça, hiçbir şeyin konuşulmadığı ama herkesin gözü önünde sessiz dramların yaşandığı bir aile, araya kimse girmeden.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiçbir zaman unutma Meryem."Bin Muhteşem Güneş
Nana’nın bu sözleri, Meryem’in hayatı boyunca kaçmaya çalışıp sonunda içine hapsolduğu o coğrafyanın özeti gibi. Khaled Hosseini, Bin Muhteşem Güneş ile bizi Afganistan’ın tozlu sokaklarında, sadece savaşın değil, kadın olmanın da bir mücadele olduğu bir dünyaya götürüyor.
Kitabı okurken insan keşke demekten kendini alamıyor. Keşke Meryem o gün babasının kapısına gitmeseydi, keşke Nana o dalda asılı kalmasaydı ya da keşke Raşit’in karanlık dünyasına hiç girilmeseydi Ancak yazar, hayatın bu acımasız gerçekleriyle bizi yüzleştirirken, karanlıktan beklenmedik bir ışık sızdırıyor Kadınların dostluğu.
Kadın kadının daima yurdudur
Meryem ve Leyla başta birbirlerine yabancı hatta rakip . aslında aynı acı denizinde boğulduklarını fark ettikleri an devleşiyorlar. Raşitt’in zulmüne karşı birbirlerini korumak için attıkları her adım, o meşhur infaz sahnesine giden yolu örüyor. Meryem’in, kendi hiç sahip olamadığı o aile sıcaklığını Leyla’nın çocuklarında bulması ve onlar yaşasın diye canından vazgeçmesi
Bu kitap sadece bir hikaye değil adaletsizliğe karşı sessizce büyüyen bir direnişin, sevginin ve her şeye rağmen yeniden başlayabilmenin hikayesi.