Kitap boyunca küçük Hasan’ın omuzlarında dünyanın en ağır yükünü taşımasını izledim. Kendi annesini öldürmeye zorlanan bir çocuk...Bu sadece bir kurgu değil; bir çocuğun saf sevgisinin, toplumun o karanlık ve sağır edici "töre" duvarlarına çarpıp parçalanışıydı.O köy, o dedikodular, o bitmek bilmeyen "namus" baskısı. Sanki herkes o silahın tetiğine Hasan ile birlikte basıyordu. Yaşar Kemal, insanın içindeki o bozuk ve iğrenç karanlığı öyle bir anlatmış ki, okurken Hasan’ın çığlıklarını değil, köylülerin fısıltılarını iliklerimde hissettim.Sevginin, nefret ve gelenek karşısında bu kadar aciz bırakılması içimde tarifi imkansız bir yara açtı.Eğer tamamen konfor alanınız dışına çıkıp canınız yansın isterseniz okuyun bu kitabi .