Sühayildizibeyza

Sühayildizibeyza
@Kermitkermit
Ne mutlu türküm diyene #301435731 #302781586 Üslubun çürükse anlattığın gül çiçek değildir
Kadın kadının daima yurdudur
10/10
·430 syf.··
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 21:33
Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiçbir zaman unutma Meryem." Bin Muhteşem GüneşBin Muhteşem Güneş Nana’nın bu sözleri, Meryem’in hayatı boyunca kaçmaya çalışıp sonunda içine hapsolduğu o amansız coğrafyanın özeti gibi. Khaled Hosseini, Bin Muhteşem Güneş ile bizi Afganistan’ın tozlu sokaklarında, sadece savaşın değil, kadın olmanın da bir mücadele olduğu bir dünyaya götürüyor. Kitabı okurken insan keşke demekten kendini alamıyor. Keşke Meryem o gün babasının kapısına gitmeseydi, keşke Nana o dalda asılı kalmasaydı ya da keşke Raşit’in karanlık dünyasına hiç girilmeseydi Ancak yazar, hayatın bu acımasız gerçekleriyle bizi yüzleştirirken, en derin karanlıktan beklenmedik bir ışık sızdırıyor Kadınların dostluğu. Kadın kadının daima yurdudur Meryem ve Leyla başta birbirlerine yabancı hatta rakip . aslında aynı acı denizinde boğulduklarını fark ettikleri an devleşiyorlar. Raşitt’in zulmüne karşı birbirlerini korumak için attıkları her adım, o meşhur infaz sahnesine giden yolu örüyor. Meryem’in, kendi hiç sahip olamadığı o aile sıcaklığını Leyla’nın çocuklarında bulması ve onlar yaşasın diye canından vazgeçmesi Bu kitap sadece bir hikaye değil adaletsizliğe karşı sessizce büyüyen bir direnişin, sevginin ve her şeye rağmen yeniden başlayabilmenin hikayesi.
1000Kitap
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,3bin okunma
7/10
·114 syf.··
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Ahmet HaşimAhmet Haşimşiiri düz yazıya çevirmeyi bir cinayet olarak görür ve bir yazısında şöyle der; Şiirde Mana aramak bülbülü eti için öldürmeye benzer Didem madak okurken tam olarak bu cümleyi hissediyorum kelimelerin sözlük anlamından ziyade, o mısranın yarattığı sızı veya tebessüm öne çıkarıyor. Belki mantık süzgecinden geçmeyecek birçok şey bulundursa da içinizde size o sızıyı tebessümü doğallığı hissettiren bir yazar Kalbi ile konuştuğu için kalbimizle anlayıp hissetmemiz gerektiğini düşünüyorum. Onun nesneleri manadan çıkarıp ruh haline getirmesini seviyorum.
1000Kitap
Pulbiber MahallesiDidem Madak · Metis Yayıncılık · 200711,5bin okunma
Sabahın üçünde deniz kenarında yürümek gibi
9/10
·152 syf.··
2026 46. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 18:29
Genel olarak Sabahın Üçü, sade bir anlatımın içinde büyük duygular saklayan, okudukça insanın içine işleyen bir roman. Bitirdiğinizde akılda kalan şey sadece olaylar değil daha çok söylenememiş sözlerin ağırlığı ve geç de olsa kurulan bir bağın verdiği o sessiz huzur oluyor. Bu yüzden kitap, yalnızca okunacak değil; hissedilecek bir hikâye olarak da değerlendirilmeyi hak ediyor. Hikâyenin merkezinde Antonio ve babası vardır. Marsilya’da geçen uykusuz iki gün boyunca yaşanan olaylar, onların yalnızca bir şehirde dolaşmalarını değil, birbirlerinin hayatına ilk defa gerçekten bakmalarını sağlar. Bu iki gün boyunca karşılarına çıkan her detay, aslında geçmişten bugüne taşınan susuşların bir yankısı gibidir. Birlikte geçirilen zaman arttıkça, aralarındaki mesafe azalır baba oğul ilişkisi yavaşça şekil değiştirir ve daha gerçek bir bağa dönüşür. Yazarın en güçlü yanlarından biri ise mekân tasvirleridir.( ben betimleme severim )Daha önce var olmadığınız o mekanın içinde yaşatır sizi. Marsilya sokakları, sabahın sessizliği, gecenin karanlığı ve şehrin kendine has ruhu o kadar canlı aktarılır ki okur kendini olayların tam ortasında hisseder. Her sahne, yerli yerine oturmuş taşlar gibi ne fazla ne eksik Ayrıca eser içinde farklı kitaplardan ve düşünürlerden yapılan alıntılar dikkat çekiciydi.
1000Kitap
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,947 okunma
​Bir Çocuğun Katledilen Masumiyeti
9/10
·102 syf.··
2026 32. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 00:20
Kitap boyunca küçük Hasan’ın omuzlarında dünyanın en ağır yükünü taşımasını izledim. Kendi annesini öldürmeye zorlanan bir çocuk...Bu sadece bir kurgu değil; bir çocuğun saf sevgisinin, toplumun o karanlık ve sağır edici "töre" duvarlarına çarpıp parçalanışıydı.O köy, o dedikodular, o bitmek bilmeyen "namus" baskısı. Sanki herkes o silahın tetiğine Hasan ile birlikte basıyordu. Yaşar Kemal, insanın içindeki o bozuk ve iğrenç karanlığı öyle bir anlatmış ki, okurken Hasan’ın çığlıklarını değil, köylülerin fısıltılarını iliklerimde hissettim.Sevginin, nefret ve gelenek karşısında bu kadar aciz bırakılması içimde tarifi imkansız bir yara açtı.Eğer tamamen konfor alanınız dışına çıkıp canınız yansın isterseniz okuyun bu kitabi .
1000Kitap
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028bin okunma
Meursault’nun dünyası belki kaygısızdır ama umutsuzdur.
8/10
·112 syf.··
2026 16. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 14:17
Albert Camus’nün Yabancı adlı kitabını okurken, bu defa umutsuzluğunu bağırarak değil, sessizliğiyle hissettiren bir insanla tanıştım. Meursault’nun duygusuzluğu öyle sıradan, öyle gündelikti ki
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma