Kerrar Demirci

Kerrar Demirci
@KerrarDemirci
Oldukça cahilimdir ama epey okurum.
Department of Western Languages and Literatures
61 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
"Amerika için Rusya, ortağı olmak için fazla zayıf, hastası olmak için de fazla güçlüdür. Amerika, Rusların ülkeleri için en iyi seçimin Atlantik ötesi Avrupa 'yla artan organik bağlantı olduğuna ikna olmalarına yardımcı olacak ortamı desteklemediği sürece, Rıısya olasılıkla bir sorun olacaktır."
Sayfa 167·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Savaşın Döngüsü, Gücün Sonsuzluğu
1984 romanında üç büyük kıta devletinin sürekli olarak birbirleriyle savaş halinde olduğunu görürüz: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya. Bu devletler arasındaki ilişkiler son derece değişkendir. Çoğu zaman iki devlet geçici bir ittifak kurarak üçüncü devlete karşı savaşır. Ancak bu ittifaklar kalıcı değildir; kısa bir süre sonra müttefik olan taraflar arasında düşmanlık başlar ve eski müttefikler birbirlerine savaş ilan ederler. Daha da ilginç olanı, bir süre önce düşman olarak görülen devletin yeni bir müttefik haline gelmesidir. Böylece düşmanlıklar ve ittifaklar sürekli değişir, fakat savaş hiçbir zaman sona ermez. __Bu durum, savaşın yalnızca askeri bir zorunluluktan ibaret olmadığını; aynı zamanda siyasi ve toplumsal düzeni korumak için kullanılan bir araç olduğunu gösterir. __ George Orwell’in ortaya koyduğu bu düzen aslında döngüsel bir yapıdadır. Savaşın amacı zafer kazanmak ya da kalıcı bir barış sağlamak değildir. Aksine savaşın kendisi sistemin devamı için gereklidir. Bu yüzden romanda geçen “Savaş barıştır” sloganı ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de totaliter düzenin mantığını açıklayan güçlü bir ifadedir. Sürekli savaş hali toplumun korku ve tehdit algısı içinde yaşamasını sağlar. Halkın dikkatini ekonomik sıkıntılardan, özgürlük eksikliğinden ve yönetimin hatalarından uzaklaştırır. Böylece dışarıdaki düşman tehdidi, içerideki otoritenin sorgulanmasını engeller. Sonuçta savaş, paradoksal bir biçimde rejimin kendi iç barışını ve düzenini koruyan bir araç haline gelir. Bu düşünceyi daha geniş bir açıdan ele aldığımızda, doğa ve toplum üzerine geliştirilen bazı teorilerle de benzerlikler kurmak mümkündür. Charles Darwin’in evrim kuramında ortaya koyduğu doğal seçilim fikri ve Herbert Spencer’ın bunu toplumsal alana uyarlayarak geliştirdiği “__güçlü
1000Kitap
Daha 1920'lerin ortalarında bu tez, Avrasyacılıkın önde gelen temsilcisi Prens N. S. Trubetzkoy tarafından şöyle orta-. ya konuluyordu: "Komünizm, aslında, Rus yaşamının ruhsal temellerini ve ulusal birliğini yok etmesi, gerçekte hem Avrupa hem de Amerika 'yı yöneten materyalist referans yapının propagandasını yapmasıyla Avrupacılığın kılık değiştirmiş bir türüydü. Görevimiz .... Rusya, Avrupa uygarlığının çarpık bir yansıması olmaktan çıkınca.... tekrar kendisi, Cengiz Han'ın bilinçli mirasçısı ve büyük mirasının taşıyıcısı, Rusya-Avrasya olduğunda .... tamamen yeni bir kültürü, Avrupa kültürüne bcnzemcyen kendi kültürümüzü yaratmaktır.',\ 7
Sayfa 157·Kitabı okudu
Rusya 'nın dışlanmasının bedeli, Rusya 'nın aklına kendi kendine gerçekleştireceği kehanetler sokarak, yüksek olabilir ama AB ya da NATO'nun zayıtlatılmasının sonuçları da dengeleri oldukça bozabilir.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Çin 'in de temel bir oyuncu olduğunu tartışmaya gerek yoktur. Çin halihazırda önemli bölgesel bir güçtür. Tarihinden aldığı büyük güçle ve Çin devletini dünyanın merkezi gören bakış açısıyla daha büyük iddialarda bulunması muhtemeldir. Çin'in yaptığı seçimler Asya'daki gücün jeopolitik dağılımını etkilemeye zaten başlamıştır. Ekonomik momentumu hem daha fazla fiziksel güç kazanmasına hem de artan hırslarına destek olmaktadır. "Büyük Çinnin doğuşu Tayvan meselesini uyandıracaktır. Bu da Amerika'nın Uzakdoğu'daki konumunu kaçınılmaz olarak etkileyecektir Sovyetler Birliği'nin parçalanması, Çin 'in batı sınırında, Çin liderlerinin kayıtsız kalamayacağı pek çok devletin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu nedenle, Rusya da Çin'in dünya sahnesinde daha aktif olarak yer almasından etkilenecektir.
Sayfa 69·Kitabı okudu