Bazı önde gelen Alman siyasi coğrafyacıları, başta Maekinder'in
kavramlarını Almanya 'nın siyasi gereksinimlerine
uyarlayan Karl Haushofer, ülkelerinin "Drang naeh Osten
(doğuya doğru yayılma)" politikasını haklı göstermek üzere
jeopolitikaya da başvurdular. Bunun en kaba yankısı, Adoır
Hitler'in Alman halkının gereksindiği "Lebensraum (Yaşam
Alanı)" üzerine yaptığı vurgu da duyuldu.
Ancak, ulus-devletlerin çoğunluğu için toprak mülkiyeti
konusu son zamanlarda daha az önemli olmuştur. Toprak anlaşmazlıkları
bazı devletlerin dış politikalarında artık toprak
genişletme yoluyla ulusal statüyü yükseltme arayışında değildir.
Daha ziyade, ya anavatana katılma haklarından yoksun
bırakıldıklarını söyleyen etnik kardeşlere kendi kaderlerini
tayin etme hakkının verilmeyişine gücenme ya da komşunun
e,tnik azınlıklara karşı gösterdiği iddia edilen kötü davranışına
öfkelenme biçiminde olmaktadır.
Söylentilere göre bir zamanlar Nnpolyon, bir ulusun coğrafyasını bilmenin onun
dış politikasını da bilmek olduğunu söylemiştir. Ancak siyasi coğrafyanın önemini kavrayışımız iktidarın yeni gerçeklerine uyarlanmahdır.
Bütün bunlara ek olarak, Amerikan sisteminın bir parçası
olan küresel özelleşmiş organizasyonlar ağı, özellikle
"uluslararası" mali kurumlar göz önüne alınmalıdır. Uluslararası
Para Fonu (lMF)'nun ve Dünya Bankası'nın "küresel"
yararları gözettiği söylenebilir ve seçmenlerinin dünya olduğu
yorumu yapılabilir. Ancak gerçekte ağırlıklı olarak Amerika'nın
etkisi altındadırlar ve kökenleri özellikle 1944 yılindaki
Bretton Woods Konferansı'nda bulunabilir.