"Tanrım! Ulu Tanrım! Ne bunaltıcı, ne berbat,
Ne tatsız, ne boş geliyor bu dünya bana!
Ah ne iğrenç, ne iğrenç! Bakımsız bir bahçe ki
Azgın bitkileri tohuma kaçmış,
Pis, kaba ne varsa tabiatta sarmış içini."
"Ayağının altında hiçbir şeyin olmadığı, çevrede hiçbir şeyin bulunmadığı, seyircisiz, tezahüratsız, şansız şöhretsiz, büyük bir zafer arzusundan yoksun,
büyük bir yenilgi korkusundan yoksun, elle tutulmaz bir griliğin içinde; donuk bir kuşkuculuğun mide bulandırıcı atmosferinde, kendi haklarına pek inanmadığın, rakibinin haklarına daha da az inandığın bir yerde. Bilgelikte gelinen son nokta böyle bir şeyse, hayat bazılarımızın sandığından daha büyük bir bilmece olmalı."
"Ne gülünç bir şey şu hayat - beyhude bir amaç için acımasız mantığın gizemli bir düzenlenişinden ibaret. İnsanın bu hayattan umabileceği şey olsa olsa kendisine dair -hayli geç gelen- biraz bilgi ve bir sürü giderilemez pişmanlık."