21. yüzyıl, önceki çağlar ile sonraki çağlar arasında bir geçiş dönemi olarak anılır. Diğer bir deyişle, ‘çağların köprüsü’ olarak da tanımlanabilir. Yeni bir dünyayla tanışmak için insanoğlunun önünde iki seçenek vardı: Büyük bir savaş mı, yoksa dengeli bir savaş mı?
"Hiçbir ayrımın olmadığı yerlerde hep bir ayrım yapıyordu. Uzlaşmazlıkla gayet uyum içindeydi. Kabul gören toplumsal bir yasayı ona çiğnetmişlerdi, oysa içinde kendini tuhaf bulduğu doğa böyle bir yasa bilmiyordu."
"Tek derdi insan türünden, daha doğrusu, dünya denen o birikmiş soğuk tortudan, yığın halinde, bir bütün olarak korkunç, dehşet veren, hatta acınası görünen o kütleden sakınmaktı."
"Niçin hoyratlar zarif olanı gasp eder, niçin yanlış erkekler doğru kadını, yanlış kadınlar doğru erkeği seçer? Binlerce yıllık analitik felsefe bunu açıklayamamıştır. Mevcut felaketin, geçmişten bugüne ulaşan hak edilmiş bir ceza olduğu ihtimali kabul edilebilir belki. Tess d'Urberville'in armalı dedelerinden bazıları, savaştan eve eğlene eğlene dönerken şüphesiz o zamanki çiftçi kızlarına aynı zulmü daha da acımasızca reva görmüş olmalıydılar. Öte yandan, babaların günahlarının cezasını çocukların çekmesi tanrılar için ahlaken makbul olsa bile ortalama insan doğası bunu alçakça bulur ve dolayısıyla hiçbir mesele bununla hallolmaz."