okurken kendimi rahat hissetmedim ama sanırım kitap da tam olarak bunu istiyor. Anlatıcının sürekli kendisiyle çelişmesi, insanlardan kaçarken onlara ihtiyaç duyması, bile bile mutsuzluğu seçmesi çok gerçekti. Okudukça onun sadece “garip” biri olmadığını, aslında bastırılmış öfkenin, gururun ve yalnızlığın sesi olduğunu fark ediyorsun. Bu kitap bir hikâye anlatmaktan çok insanın karanlık tarafını masaya yatırıyor. Bitirdiğimde aklımda kalan şey şuydu: insan bazen acıyı bırakmak istemez, çünkü acı onun kimliğinin bir parçası hâline gelmiştir. Yorucu ama düşündürücü, kolay unutulacak bir kitap değil.