Kürtlere Özerklik Sözü Vermiş miydi?
Kürtler arasında Birinci Dünya Savaşı’nın bitiminden beri zümre zümre, (grup grup) tepeden aşağıya ayrılık düşünen ve özleyenler oldu. 1925’te Kürtlerden Cumhuriyet’e gelen esas tepki şeriatın gitmesine karşı durmak denebilir. Ama tam olarak da öyle değildir, zira mesela Şeyh Sait İsyanı’nda Kürtçülük yapan grup ve görüşler ve bunlardan destekçi ve akıl verenler de vardır.
Ama mesela Dersim olaylarında hâkim olan Kürtçülük değil, yerel isyandır. Orada bir grubun itaatsizliği söz konusudur, vergi meselesinden çıkıp büyüyen direnişe karşı genç Cumhuriyet’in tahammülü yoktu.
Öte yandan bazı Kürtler kendilerine başta bir özerklik sözü verildiği, ama bu sözün tutulmadığı iddiasındalar. Özerklik sözüne bakmak gerekir. 1918’de federatifyapı için söz konusu olan özerklik, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı monarşisinin çöküşüyle bitmiştir. Rusya’da çökmüştür ve orada da bitmişti, fakat Rusya Çarlığı’nın çöküşünden sonra eski ve yeni anlamıyla komünizmle ve zorla, totaliter bir rejimle güya bir federalizm kuruldu. O federalizm değildi, zira, Sovyet federalizmi için bir anlamda polis rejimi, Stalinist anlayış, ona göre bir parti aparatı kurulması ve nihayet uysal bir halk lazımdır.
1919-1923 arası hiçbir realist politikacı federalizm gibi yapılanmalarla uğraşmaz.(Oysa Arşidük Rudolf bir yana, savaş başında öldürülen Veliaht Franz Ferdinand daha geniş bir federasyon taraftarıydı. O kadar ki birtakım arşidüklerin imparatorluk dâhilindeki lisanlan öğrendikleri biliniyor. Mesela son veliaht bizim Osmanlı hanedanıyla da yakından dost olan Otto von Habsburg Almancayı, Macarcayı, Sırp-Hırvatça ve İtalyancayı eşit derecede iyi biliyordu, çünkü öyle yetiştirilmişti.) İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Tito da uğraştı. Yugoslav federalizmi de ümitlere