Keyfi Epsilon

"Romancı olmalıymış" dedi Dickens. Belki de dünyayı değiştirmek isteyen bir romancı olarak başlamalı ve gerçeğe şekil vererek alıştırmalar yapmalı; ütopik projelerle değil, hassas duygularla ve tahmin edilemez tesadüflerle.
Sayfa 97 - Ayrıntı yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Büyü insanların her yerde düşmanlık gördüğünün işaretiydi ama aynı zamanda bir korunma biçimiydi. Oysa bugün komşuların kötü niyetini, dalaşan aileler arasındaki kırgınlıkları ve meslektaşların hasetini büyüyle ortadan kaldırma ihtimalimiz yok. Talihsizlikler artık bireylerin karşında sersemleyip kaldıkları anlaşılmaz sosyal ve ekonomik güçlerin sonucu.
Sayfa 237 - Ayrıntı yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Einstein'in fikir oluşturma süreci, bağımsız ve farklı bir varlık olan çocuğu dünyaya getiren ebeveynlere benziyordu daha çok. İki varlık, birbirlerinde daha önce ikisinin de farkında olmadıkları bir şey keşfettiklerinde ve bu farkına varış, ayrı ayrı yapmayı başaramayacakları bir şeyi birlikte yapabilmelerini sağladığında ve neticesinde de bireysel hayal güçlerinin ötesine geçtiklerinde, nihayetinde özgürlüğe açılan yeni bir kapı bulmuş olurlar.
Sayfa 60 - Ayrıntı yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Bu kitap bana ait bir tür pasaport; sizlerin benim hayal dünyama girişinizi sağlıyor. Ziyaretinize ihtiyacım var; çünkü düşüncelerim, yolu benimkiyle kesişenlerle besleniyor; aksi halde yargılarla dolu durgun bir bataklık olurdum. Benim pasaportum, zihnimi meşgul eden kaygılarımı körükleyen ya da bende sempati uyandıran sohbetlerin bir ürünü ve yine bu sohbetler başka varoluş şekillerinin de farkında olmamı sağlıyor. Size pasaportumu sunuyorum; çünkü ben de sizinkini görmeyi istiyorum. Dünya, her birimiz ne gördüğümüzü söylediğimizde, solgun fenerlerimizle üzerini hep beraber aydınlattığımızda ortaya çıkan şeydir.
Sayfa 41 - Ayrıntı yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Insan hakları ve demokrasi üzerine yapılan tüm o konuşmalarda, dünyadaki servetin %85'inin yalnızca nüfusun onda birinin elinde olmaya devam etmesini önlemek adına hiçbir şey söylenmedi. Sömürgeciliğin sözde sona erişi, her yıl yüz milyarlarca doların yoksul ülkelerden zengin ülkelere akışını durduramadı. ABD'de bile nüfusun beşte dördü tüm servetin hala %15'ine sahip; en zengin %1 ise yaklaşık üçte birine. Sanayileşme ilk aşamalarında düzenli olarak zengin ettiğinden daha fazla kişiyi fakirleştirdi. Finans kriteri bakımından Afrika başarısının modeli olan Botswana -yirmi yıl boyunca %7'nin üzerinde ekonomik büyüme kaydetti, gayrisafi milli hasılasını altı katın üzerine çıkardı- nüfusunun yarısı hala günde bir doların altında gelirle yaşıyor. Daha etkileyici bir ekonomik büyümenin ardından Hindistan'ın şehir nüfusunun %55'i 5.5 metrekareden daha küçük bir alanda yaşıyor; bu rakam ABD hapishaneleri için belirlenmiş minimum alana denk.
Sayfa 68 - Ayrıntı yayınları·Kitabı okudu