Karısı celia,arabanın garaja girdiğini duyunca karşılamak için koşarak mutfak kapısını açtı. Beş sene önce iki göğüsünnden de ameliyat olmuştu. Doktoru artık sağlıklı sorunu kalmadığını söylese de Frank bir gün kapıyı açtığında onun orda göremeyeceğinden hâlâ Korkuyordu. Şimdi onu, atkuyruğu yapılmış açık kahverengi saçları , ince bedenini saran bir süveter, bol pantolonu ve yüzündeki sıcak gülümsemeyle görmek, adamın boğazında bir yumru oluşturmuştu.
"Eğer ona bir şey olursa...."düşüncesini kafasından atamıyordu.
"Fabrika havaya mi uçtu?" diye bağırdı Doug."Her şey, fabrika,sergi odası, müze, bütün o antikalar,her şeyin gittiğini mi söylüyorsun!"
Hannah'nın sesi, bastırdığı öfke ve ızdırapın altında patladi."Kızın kurtulamayabilir!"diye bağırdı "Kurtulsa bile beyni hasar almış olabilir. Kate belki de şu an öluyor... Ve sen babası, sadece kahrolası fabrikanı mı merak ediyorsun?'
Sesi artık buz gibiydi. "Olur da uğramak istersen kızın Manhattan Midtown hastanesi'nde. Buraya gelecek kadar ayildiysan ameliyat sonrası bekleme salonunu sor. Beni orda ,tek kız kardeşimin yaşamasi için dua ederken bulacaksın."
Ne tuhaf... yüzünüzü bütün ayrıntılarıyla getiremiyorum da gözümün önüne, pastanede, masaların arasından geçipgidişinizi çok iyi anımsıyorum. Biçiminizi, giysinizi görürgibiyim.