Aşırı çalışma dönemlerini, günün ardından gelen gece gibi değişmeyen bir kader olarak takip eden sanayi krizleri, zorunlu işsizliği ve çaresiz sefaleti peşinde sürüklerken, acımasız iflaslara da yol açar. Sanayici, kredisi olduğu müddetçe, çalışma çılgınlığının dizginlerini koyverip, işçilere hammadde temin etmek için borçlanıp durur. Piyasanın gırtlağına kadar doyduğunu ve eğer mallarını satamazsa senetlerini vadesinde ödeyemeyeceğini düşünmeden üretimi sürdürür. Köşeye sıkıştığında da Yahudi'ye yalvarır, ayaklarına kapanır, kanını, şerefini sunar. Rothschild, ''Biraz altın daha çok işime gelirdi'' diye cevap verir ve ekler: ''Deponuzda 20.000 çorap var, beheri 20 metelik, onları 4 meteliğe alırım.'' Çorapları alan Yahudi bunları altı ila sekiz meteliğe satar ve taş atıp kolu yorulmadan yüzer meteliklik ışıl ışıl mangırları cebine doldurur. Ama sanayici daha iyi sıçrayabilmek için gerilemiştir sadece. Nihayet felaket gelip çatar ve depolar malla dolup taşar; kapıdan içeri nasıl girdiği bilinmeyen onca mal pencerelerden dışarı atılır. İmha edilen malların değeri yüz milyonlarla ölçülür: geçen yüzyıllarda bu mallar yakılıyor ya da suya atılıyordu...