Kitab Ana ve Baba

Babamın son fotoğrafına bakıyorum mesela: Otuz beşinde bir adam. Onun kişisel tarihinde o yaştan ötesi yok. Ne yaparsa yapsın benden yedi yaş küçük; zaman aktıkça daha da küçülüyor ama elleri ayakları hiç küçülmüyor. Ve nasıl bakarsam bakayım, o fotoğraftaki adamı hep benden daha yaşlı biriymiş gibi görüyorum. Yazdığım gibi işte efendim, zaman konusunda aklım çok karışık.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Reklam
Puan vermedi·354 syf.·
5 günde okudu
·
2021 70. kitabı
İvo Andriç
8/10 · 7,5bin okunma
Sessizlik duaya yardım ederdi. Hatta başlı başına bir dua demekti.
Sayfa 343·Kitabı okudu
Balkan yarimadası'nın bölünüşünü gösteren haritanın üstüne eğilmiş, bu yılankavî çizgilerde bir şey göremiyor ama, içgüdüleriyle her seyi anlıyorlardı. Çünkü coğrafyayı kanlarında yaşıyor, dunyanin biçimini biyolojik bir biçimde hissediyorlardı. Ihtiyarlardan biri gazete okuyan gence sordu: ... .. - Üsküp kimin olacak?.. - Sırbistan'ın - Ah - Ya Selanik?.. - Yunanistan'ın. - Ah... Ah... - Ya Edirne? – Herhalde Bulgaristan'ın. - Ah!.. Ah!.. Ah!.. > Bunlar, kadınlarda ve zayıf insanlarda olduğu gibi gürültūcù ve hüzünlü sızlanmalar değil, sigara dumanıyla birlikte bıyıklarin arasından geçerek yaz havası içinde dağılan boğuk ve derin iç çekişlerdi. Bu ihtiyarların çoğu yetmişini geçkindi.. Çocukluklarında Türk egemenliği, Lika'dan, * Kordum'dan İstanbul'a kadar; İstanbul'dan da tâ o uzak ve erişilmez Arabistan'ın çöllerle kaplı belirsiz sınırlarına kadar uzanıyordu. (Türk egemenliği demek... Muhammed dininin birleştirdiği yıkılmaz, parçalanmaz büyük bir topluluk demekti. Yeryüzünde müezzinlerin müminleri namaza çağırdıkları bütün yerleri içine alan topraklar demekti.) Bunu çok iyi hatırlıyorlardı. Ama hayatları süresince, Türk egemenliğinin Sırbistan'dan Bosna'ya, Bosna'dan da Sancak'a doğru çekildiğini de hatırlıyorlardı. İşte şimdi de bu egemenlik, gözlerinin önünde, heves ve keyfine bağlı gelgit suları gibi azalmış ve birdenbire gözlerinden uzak yerlere çekilmişti. Ve onlar da sular çekildikten sonra karada kalan su bitkileri gibi... aldatılmış... terkedilmiş, kendi alınyazılarıyla baş başa kalmışlardı. Şüphesiz ki, her gelen Allah'tan geliyordu. Butün bunlar da ilâhî takdire bağlı ama, insanlar için anlaşılmasi güç şeylerdi.
Sayfa 250·Kitabı okudu
Gerçek yaşamları gece başlardı, özellikle mutlu ve sağlıklı insanlarin uyudukları saatte...
Sayfa 203·Kitabı okudu
Reklam