Oğuz Atay, eserlerinde genellikle toplumdan kendini uzaklaştıran, içine kapanık insanları anlatır. Korkuyu Beklerken eserinde de yer alan karakterler; toplum dışına itilmiş, kendini toplumdan uzaklaştırmış, içine kapanık, çıkar yol bulamayan, kimliksizleşmiş bireylerdir. Yaşamlarını, sıkıntılarını okuduğumuz bireyler aslında bizlerizdir. Eserin kahramanları yaşamak ile yaşamamak arasındaki ince çizgide gidip gelen, sürekli düşünen, araştıran ve bize hayatı sorgulatan kahramanlardır. Yaşadığı topluma yabancılaşan bu insanlar çareyi kabuklarına çekilmekte bulurlar. Umutsuzluk ve karamsarlık yazarın bütün yazılarına hakimdir. Toplumun tutarsızlıkları, ikiyüzlülükleri, kısaca sadece gerçekler bireyin iyiliğini yitirmesine sebep olur.
Beyaz mantolu adam ne çevreye uyumaya çalışır ne de çevresiyle bütünleşecek bir tavır içindedir. Toplumda geçerli ölçütler vardır ve bu beyaz mantolu adam ölçütlere uymaz ve toplum tarafından dışlanır. Böylece topluma yabancılaşır ve bireyselleşir. beyaz mantolu adam toplum arasında dolaşan bir tutunamayandır. Bu hikayedeki kişi aracılığıyla, modern dünyadaki insanın kendi kabuğuna çekildikten sonra, her geçen gün biraz daha yalnızlığa mahkum olan, çağımız insanın dramı verilmek istenmiştir.
Korkuyu Beklerken kitaba adını veren bu hikayenin kahramanı lise mezunu bir adamdır şehirden uzakta müstakil evinde tek başına yaşayan bu insanın düzeni bir mektupla altüst olur. Gizli bir örgütün onu öldüreceğini düşünür ve kendini eve hapseder ölümü bekler, kahraman korku içinde hayatla yenişemeyen bir insandır.
Babama mektup bu hikayede orta yaştaki bir erkeğin babasına karşı duyduğu sevgiyi, öfkeyi okuyoruz. Babasına geçmişte kızmış olan bu adam, geç de olsa babasının aslında bir tutunamayan olduğunu keşfeder. Babasına öldükten iki yıl sonra içten