Erdem

Erdem
@Kitabatutunan
Biz de iyi kaldık albayım: medeniyet bizi bozamadı.
Öğretmen
Lisans
İstanbul
5 Eylül 1996
484 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Zerdüşt'ün doğuşu
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 12:40
Nietzsche, Breuer, Freud... Eser her hasta için farklı bir tedavi uygulanması gerektiğini düşünen İrvın Yalom tarafından yazılmış. Nietzsche arkadaşlarının ihanetine uğramıştır. Hayat hakkındaki düşüncelerinin ağırlığı yetmezmiş gibi bir de arkadaşının ve sevdiği kadının ihanetine uğramıştır. Beyninin ağırlığı, hastalıkla birleşince, inanılmaz acılar yaşatıyor. Bu acıları yaşamasının bir diğer sebebi ise migrendir. Geçirdiği baş ağrıları, hayatını nasıl yaşaması gerektiğini değiştirdiği için hastalığından nefret eder. Hayattan ve insanlardan uzakta kendi düşüncelerine boğulup ölmek ister. Hastalığı dolayısıyla sayıkladığında ise içindeki başka bir kişiliği acizlik içinde diğer insanlardan yardım ister. Dr. Breuer, Nietzsche'yi tedavi etmeye karar verir. Dr. Breuer hastasını tedavi ederken kendi hasta olduğunu öğrenir. Roman bu noktadan sonra hareketlenir. Her iki kişinin de kendilerini kendileriyle tedavi etmelerini okuruz. Freud ve Dr. Breuer'in yakın arkadaş olması ve tedavi sürecinde birbirlerine olan destekleri kurgusal açıdan en beğendiğim noktaydı. Romanı okudumaya başladığınız ilk andan itibaren çok iyi bir roman okuyacağınızı hissediyorsunuz. Yer yer şaşırtan, yer yer de hayat hakkındaki çarpıcı fikirlere yer verilmesi romanı çok farklı bir seviyeye çıkarıyor. Her insanın bir zayıflığı vardır. Kendinden başka kimseye inanmayan Nietzsche'nin bile zayıflığı var. Her ne kadar "beni öldürmeyen şey beni güçlendirir." dese de o defalarca ölmüş defalarca dirilmiştir. Modern insanın içine kuşku bırakacak birine ihtiyaç vardı. Nietzsche, bu görevi insanlar tarafından dışlanmak pahasına üstlendi. Modern zamanın Zerdüşt'ü, kuşkucuların peygamberi oldu.
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Reklam
Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?
10/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2021 45. kitabı
Oğuz Atay, eserlerinde genellikle toplumdan kendini uzaklaştıran, içine kapanık insanları anlatır. Korkuyu Beklerken eserinde de yer alan karakterler; toplum dışına itilmiş, kendini toplumdan uzaklaştırmış, içine kapanık, çıkar yol bulamayan, kimliksizleşmiş bireylerdir. Yaşamlarını, sıkıntılarını okuduğumuz bireyler aslında bizlerizdir. Eserin kahramanları yaşamak ile yaşamamak arasındaki ince çizgide gidip gelen, sürekli düşünen, araştıran ve bize hayatı sorgulatan kahramanlardır. Yaşadığı topluma yabancılaşan bu insanlar çareyi kabuklarına çekilmekte bulurlar. Umutsuzluk ve karamsarlık yazarın bütün yazılarına hakimdir. Toplumun tutarsızlıkları, ikiyüzlülükleri, kısaca sadece gerçekler bireyin iyiliğini yitirmesine sebep olur. Beyaz mantolu adam ne çevreye uyumaya çalışır ne de çevresiyle bütünleşecek bir tavır içindedir. Toplumda geçerli ölçütler vardır ve bu beyaz mantolu adam ölçütlere uymaz ve toplum tarafından dışlanır. Böylece topluma yabancılaşır ve bireyselleşir. beyaz mantolu adam toplum arasında dolaşan bir tutunamayandır. Bu hikayedeki kişi aracılığıyla, modern dünyadaki insanın kendi kabuğuna çekildikten sonra, her geçen gün biraz daha yalnızlığa mahkum olan, çağımız insanın dramı verilmek istenmiştir. Korkuyu Beklerken kitaba adını veren bu hikayenin kahramanı lise mezunu bir adamdır şehirden uzakta müstakil evinde tek başına yaşayan bu insanın düzeni bir mektupla altüst olur. Gizli bir örgütün onu öldüreceğini düşünür ve kendini eve hapseder ölümü bekler, kahraman korku içinde hayatla yenişemeyen bir insandır. Babama mektup bu hikayede orta yaştaki bir erkeğin babasına karşı duyduğu sevgiyi, öfkeyi okuyoruz. Babasına geçmişte kızmış olan bu adam, geç de olsa babasının aslında bir tutunamayan olduğunu keşfeder. Babasına öldükten iki yıl sonra içten
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,3bin okunma
5/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 00:12
Kitabı genel olarak beğenmedim. Elbette içerisinde bazı merak uyandırıcı noktalar vardı. Bu kitabı okurken benim için en önemli eksiklik ilgi çekiciliğiydi. Mitoloji gibi sınırsız bir evrende çok düşük bir anlatım tercih edilmiş. Okuduğumda hep bir şeyler yarımmış gibi hissettim. Eserin içerisinde merakımı cezbeden nokta, Sümerlilerin büyük destanı "Gılgamış" ve bununla birlikte bu bölüm içerisinde yer alan "Tufan" oldu. Mutlaka bu anlatıyı okuyacağım. Diğer bölümlerde dikkatimi çeken noktalar vardı. Bunlar: *Çin ejderhalarının yıkıcı değil havanın, mevsimlerin, gece ve gündüzün bekçileri olduğu bölüm ilgi çekiciydi. Kullandıkları, sistemleştirdikleri 12 hayvanlı takvimi Türklerin de tarihin bir döneminde kullanmış olması benim için güzel bir ayrıntıydı. *Europa, soylu ve güzel bir Tanrıça. Günümüz Avrupa ismi buradan geliyormuş. *Apaçi kelimesini biz Türkler doğru bir şekilde kullanıyormuşuz. *Maya takviminden bahsederken kıyamet senaryosunda İzmir Şirince'ye yer verilmemiş. *Nemesis tanrısı, ölümlülerin aşırılıklarını cezalandırır. Ölümcül Deney filminde Nemesis adlı bir program geliştiriliyor. *Hydra, Türk rap sanatçısı Hidra mahlasını bu dokuz başlı deniz yılanından alır. Başı kesildikçe yerine iki baş daha çıkıyor. Hidra diğer rapçilere diss atmasıyla ünlü biri, gücünü belki de bu yaratıktan alıyor. *Ares, Mars, Mirrih savaş tanrısı olarak bilinir. Klasik Türk şiirinde sıklıkla Mirrih kullanılarak Osmanlı hükümdarlarının savaşçı özellikleri yüceltilir. Yunan mitolojisi şiirimizi etkilemiş. Eserde dünyanın en büyük mitolojilerinden olan İran, Hint ve Türk mitolojilerine yer vermemiş. Bu durum oldukça üzücüydü benim için.
Bir Nefeste Dünya MitolojisiMark Daniels · Maya Kitap · 2014965 okunma
7/10
·77 syf.··
2025 24. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2025 20:10
Bir uzun hikaye (Novella) Yılmaz'ın yazın politikasını üç ilke şekillendirmektedir: (1) Anlatı, hakiki bir hikâye üzerine inşa edilmelidir. (2) Yazar, anlatısını, bilinen sınırların ötesine uzanacak şekilde kurmalıdır. (3) Anlatı, dünyanın bilinen hâlini kurgu vasıtasıyla yeniden şekillendirip, okuyucunun kendi gerçekliğini askıya almasını ve sorgulamasını sağlamalıdır. Çerçici isimli novella, bu politikanın ilk ürünüdür. Kitabın girişinde bu tanıtım yer alıyor. Anlatı hakiki mi değil mi tartışılır. İnanmak isteyene Türk efsanesi gibi bir eser. Olağanüstü olaylar var ama acaba gerçek olabilir mi, diye sorguluyorsunuz. Yazar, anlatısını bilinen gerçek dünyanın üstünde bir yerde konumluyor. Gerçekliği sorgulamamızı istiyor. Çerçici: eski zamanlarda insanların ihtiyacı olan şeyleri köy köy dolaşıp ulaştıran kişidir. Benim köyümde bu gelenek at sırtında olmasa bile kamyonet yardımıyla sürdürülüyor. Eserin içinde çerçici var ama bu iblise halk tarafından verilmiş bir isim. İnanışa göre bir sıkıntını gidermek için Çerçici'ye gidip karşılığında kendinden bir şey vererek o sıkıntını ortadan kaldırabilirsin. Eserin kahramanı Kenan kızının sıkıntısını gidermek için bir gece Çerçici'nin yoluna çıkar. Hikaye buradan sonra gelişir. Eser 77 sayfa. İki saat gibi bir sürede okudum. İnsanı yormayan bir anlatımı var. Recep Yılmaz'ı okurken eski Türk yazarlarından birini okuyormuş gibi hissettim. Dili kullanımındaki ustalığını okumak keyifliydi. Hikaye çok sade ama okurken insanda bir sonraki aşamada neler olacak acaba, merakını uyandırıyor. Benim için okuması keyifliydi.
ÇerçiciRecep Yılmaz · Ötüken Neşriyat · 2021113 okunma
Gerçeğe yakın bir distopya
7/10
·384 syf.··
2025 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 14:56
Margaret Atwood tarafından yazılmış distopya türünde bir eser. Eserde Gilead Cumhuriyeti adında bir ülke var. Bu ülkenin değişik bir yönetim biçimi var. Yakın zamanda orada yaşayan insanlar doğum oranlarının düşmesi sonucunda yeni önlemler almaya karar verirler. Doğum yapan kadınlar kimyasal atıklar ve genetiği değiştirilmiş gıdalar sonucunda sağlıklı çocuklar doğuramazlar. Çocukların büyük çoğunluğu sakat olarak doğar. Bunun yanında sağlıklı insan sayısı azaldığı için kısırlık çok yaygındır. Bu cumhuriyeti kuran kişiler önlem alırlar. Yoksa insanlık soyu kendi kendini yok edecektir. Önlemlerin başında, doğum yapmaya uygun kadınların damızlık olarak seçilip üst makamlarda bulunan adına 'Komutan' denilen kişilere verilmesi gelir. Aslında erkek de kadın da damızlık olarak kullanılıyor. Yapılan cinsel eylemlerden iki taraf da duygu olmadığı için memnun değil. Biz hikayeyi - gerçek adını bilmiyoruz- Fredinki denilen bir kadının anlattıklarından okuyoruz. Bu sebepten gerçek bir kadın hikayesi diyebiliriz. Erkeklerin duygularına neredeyse hiçbir şekilde yer verilmiyor. Damızlık kızlar sağlıklı bir hayat yaşamak istiyorsa vücudu el verirken mutlaka sağlıklı bir çocuk doğurmak zorundadır yoksa onlar için yaşamak neredeyse imkânsızdır. Yazarın dili ağır. Dolu dolu bir edebi üslubu hissediyorsunuz okurken. İşlenen konu gerçek hissi uyandırıyor. Yaşadığımız hayatta her an olabilecek şeylermiş gibi geliyor okurken. Romanı okurken en çok zorlandığım kısım, çok fazla ayrıntıya yer vermesi. Bir yerde artık sıkılmaya başlamıştım okurken. Çünkü aynı şeyleri tekrar ediyormuş gibi geliyordu. Onun haricinde okunabilir güzel bir eser.
Edebiyat
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,6bin okunma
Reklam