Fakat Macide'de, bu garip ve sonsuz derecede zengin mahlukta tebessüm şahsiyetin yarısıdır. o kadar ki, gülümsemediği zamanlar onu tanımak kabil olmaz.
"Sohrab!" diye seslendim, yatağımdan inerken. "Harika haberlerim var!" Banyo kapısına vurdum. "Sohrab!
Süreyya can aradı. Seni yetimhaneye bırakmak zorunda kalmayacağız. Amerika'ya gidiyoruz, Sohrab;seninle ben. Duydun mu? Amerika'ya gidiyoruz!"
Kapıyı ittim. Banyoya girdim.
Bir an sonra, dizlerimin üzerine çökmüş, avaz avaz bağırıyordum. Sıkılı dişlerimin arasından haykırıyor, haykırıyordum. Boğazımın yırtıldığını, göğsümün patladığını hissedinceye kadar haykırdım.
Daha sonra, cankurtaran geldiğinde, benim hâlâ bağırdığımı söylediler.
Afganistanda savaş başlamadan önce başlayan bir hayatın savaş sırasında oluşan dramın ve beklenmeyenlerin olduğu, bazı sayfaları gözyaşlarının doldurduğu harikulade bir kitap. Kesinlikle yeniden okuyacağım bir kitap.