Aslında algı yönetimi ve manipülasyon tekniklerinin ardında yatan temel ilke gayet basittir: Eğer silah üretiyorsanız savaşa ihtiyacınız vardır; ilaç üretiyorsanız hastalığa. Eğer bilgi üretiyorsanız da cehalete.
Kimi insanı sadece ayakları ayakta tutar. Kimi insanı ise idealleri, hayalleri. Mesela şiir gibi, dava gibi şeyler.. Ayakları ile ayakta duran insanlar, inancım o ki, dünyaya dolayısıyla paraya meyilli insanlardır. Öldükleri zaman dünyada ayak izi değil, parmak izi bırakırlar. Çünkü maddeye sahip olmak için ona dokunmak gerekir.
Aslında dünya hayatı ve sevgisi insanın kalbine yerleşecek olursa, onu bir fırsat olarak görür. Hatta "Şu fırsatı ya kaçırırsam!" endişesi kalbine yerleştiği zaman dünyaya esir olur. O zaman da sırf dünyadaki nimetler için delicesine mücadele etmeye başlar.
Kapitalizmin hedefi/gayesi, insanî bağ ve sevgilerin bir araya getiremediği; birbirine zıt ve uzak kişilerin oluşturduğu; alçak, rezil, aldatılmış ve sapık şehvetler içinde yuvarlanan ve tağutun güttüğü bir toplumu kapitalist bir anlayışın ve kişilerin zulmüne ve çıkarlarına esir etmekti.