Ve sonra sonra anladım ki insan birini her şeyiyle gerçekten sevdiğinde sevgi büyüyor; bir zaman sonra geriye kalan her şey sıra sıra o sevgiye boyun eğiyor, küçülüyor, her biri ona ittisal ederek sevdiğinin bir parçası hâline geliyor, bilinmeyen güç ‘senin yazgın bu’ diye fısıldıyor kulağına.
Hayır, beni duymak istemiyorsunuz. İşitiyorsunuz her şeyi. Sesimin soluğumun rengi bulanıklaşıyor size ulaşmazdan evvel, çarpıyor bir yangının ortasından çıkmış sözlerim duvarların en tenha yerlerine, sonra düşüyor; beni yerde bırakıyorsunuz…
Lakin biliriz ki; inanmak, sevmek başka, saygı duymak yahut nefret etmek başka. İnsanoğlu inanmayabilir hatta sevmeyebilir de ancak saygı duymak insanın şiarı olmalıdır.