Tecrübeli dilenci, çırağını yetiştiriyormuş. Birlikte hamama gitmişler.
Hamamda yıkanırlarken tecrübeli dilenci çırağına üç nasihatte bulunmuş:
"Bak evlâdım” demiş. "Dilenmenin üç temel kuralı vardır. Bu üç kuralı öğrenip benimsersen, bundan sonra sen de bu işi kendi başına yapabilirsin."
"Nedir onlar efendim?" demiş çırak. Tecrübeli dilenci şöyle sıralamış:
"Bir” demiş. "Kim olursa olsun, isteyeceksin!" "İki, nerede olursa olsun, isteyeceksin!"
"Üçüncü kural da, ne verirlerse versin, alacaksın!
Bunlan iyice kavra, bundan böyle sen de yalnız başına dilenebilirsin!”
İşlerini bitirip tam hamamdan çıkmak üzere iken, çırak, dilenci ustasına elini uzatmış. "Efendim, fakire bir sadaka verseniz." demiş.
"Benden de mi evlâdım?" demiş tecrübeli dilenci.
"Efendim birinci kural: Kim olursa olsun, isteyeceksin." diye öğretmiştiniz.
"İyi de evlâdım burası hamam?"
"İkinci kural: Nerede olursa olsun, isteyeceksin."
“Ama evlâdım, burada sana hamam tasından başka verebileceğim bir şey yok ki!""Üçüncü kural efendim: Ne verilirse verilsin alacaksın." demiştiniz.
Türkiye'nin ekonomik olarak Batıya bağımlılığının
kültürel bağımlılığı da beraberinde getireceğini söylerdi. Şuurlu Müslümanların, kalkınma için birleşmelerini, güçlerini bir araya getirmelerini tavsiye ederdi Ülkemizin, ancak mevki ve makam düşkünü olmayan insanların yönetime gelmesiyle kalkındırılabileceğini vurgulardı. Bu teşvik ve sohbetlerin bizim üzerimizde büyük tesirleri olmuştur. Cenabi Allah kendilerinden
razı olsun.
Artık domuzlarin yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.