Selim

Selim
@KitapKitap
Burada yer alan okuduğum kitaplar listesine 2016 yılı öncesi okuduğum kitaplar dahil değildir.
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2020 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 19:01
Nikola Tesla hakkındaki bu aforizmalar kitabı onun düşüncelerini anlamak bakımından ufuk açıcı kimi ayrıntılar, fikirler veriyor. Tesla'yı anlamak aslında içinde yaşanılan dönemi ve Dünyayı anlamak anlamına da geliyor dolaysız biçimde. Doğanın sırlarını merak ediyor, ''Dönen manyetik alan keşfimi, ne kadar kıymetli olursa olsun, binlerce buluşa değişmem.'' diyor. Tesla, dahi seviyesinde bir bilim adamı, yetişkinlik çağında mucit olduğunu anlayıp harekete geçiyor. Çağını çağının ötesine taşımak istiyor. Tek başına. Yüksek bir potansiyeli mevcut. Sayısız buluşu ve deneyi de bunun kanıtı. Paraya, yeteneklerini sergileyebildiği bilimsel tutkusundan daha fazla değer vermiyor. ''Çalışmalarımda beni teşvik eden asla maddi kazanç olmadı. Yine de, işime devam edebilmem için, bilim ve sanayiye verdiğim değerli hizmetlerim karşılığında emeklerimin tazmin edileceğini umuyorum.'' diyor sonraları. Fakat ihtiyarlayınca bir otel odasında beş parasız ve yalnız bir insan olarak hayatı son buluyor. Bir belgesel de izlemiştim orada vardı, ayrıca wikipedia'da şöyle yazmaktadır: Parasının çoğunu harcayan Tesla, New York'ta birçok otelde yaşadı ve ödenmemiş faturaları geride bıraktı. 'İdeallerin Yenilgisi' kitabında' ''Bilimin burjuvazinin elinden kurtarılması gerekir-di'' diyen Ali Şeriati'nin yazdıklarını akla getiriyor. Ayrıyeten Edison ile Tesla arasındaki uyuşmazlığı bu çerçeve de okumak faydalıdır sanırım. Tesla'nın trajedisini düşününce yine Şeriati'nin şu sözleri akla geliyor: ''Kederli olan her şey derin ve ciddidir, demiyorum. Bilakis, derin olan her şey ciddi ve kederlidir.'' Örneğin onun yere bir demir saplayan herkesin bedava elektirik sahibi olacağı wardenclyffe projesi yarım kalanlar arasındadır. Nedeni basit: Ticari kâr getirmiyordu. Kitap yormuyor, hatta ilham verici
Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı: AforizmalarNikola Tesla · Aylak Adam Yayınları · 20183,257 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·165 syf.··
Beğendi
·
2020 52. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2020 21:03
Yazar maddi dünyaya yönelişten bahsederken (maddeye tapınma bağlamında) örneğin Roma'nın barbarlıklarından pek çok örnekte bulunuyor: ''Roma toplumu buna ilave olarak kudretperestlik, vahşilik, intikamcılık, lezzete bağımlılık, adam öldürme ve buna benzer duygularla doludur. Roma’nın eski istirahat etme törenlerinden biri, gladyatörleri vahşi hayvanların önüne atmaktı. Bu zavallı esirlerin, kölelerin kendi hayatlarını kurtarmak için vahşi aslan, kaplan veya panterlere karşı bütün güçleriyle savaşmaları gerekiyordu.'' diye devam ediyor pek çok örnek sıralayarak. Yine benzer bir örneği Çin'den vererek devam ediyor. ''Çin toplumuna baktığımızda, geçmişte soyluluk, maddiyat, yüceltme, eğlence ve güzellik bağlılığı ve maddiyatperestliğin o derece büyüme gösterdiği ve bunun neticesinde toplumun tamamen maddiyat, soyluluk ve lezzetperest hale dönüştüğü görülmektedir.'' Başka bir noktadan devam ediyor: ‘’Romalı, artık böylece zühd ve zahidliğe yöneliyor. Zühd ve zahidlikte o kadar ileri gidiyor ki, dünya ve maddiyat meselesinde ifrata düşüyor. Roma toplumu artık Orta Çağın zahidler, rahipler ve kiliseye kapanmışlar toplumu oluyor. Yeniden maneviyat, zühd ve zahidlikte ilerleyip, gelişme gösteriyor ve insanın ruhunu o kadar bu meselenin içinde eritiyor ki, Avrupa’nın maddi yaşantısı, tatil edilmiş bir hale dönüşüyor.’’ Bu da başka bir sonuca yol açıyor, sözü yazara bırakalım: ''Orta Çağda zühd ve zahidlikte boğulmuş bir şekilde uyuşan- dünyadan nefret ve hayatın lezzetlerinden bizar olan -hem de bunları din adına yapan-kesim karşısında yer alıyor. Tamamen toplumun gitmekte olduğu yönün aksine…'' Çin de geçmişte benzer bir süreç ve gelişmelerin yaşandığından dem vuruyor : “Meotso” ve “Taoizm’’ hareketi başlıyor. Bu hareketle birlikte, halkı toplumdan kaçmaya, lezzetten,
AydınAli Şeriati · Fecr Yayınevi · 2013467 okunma
Puan vermedi·141 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2020 21:41
Sait Faik, benim için uzun yıllar bilinmeyen bir giz olarak kaldı - henüz ikinci kitabını okudum. Üçüncüsüne yeni başladım dolayısıyla - halen daha öyle desek yeri. Ancak onun yazarlığında ön plana çıkan kimi özellikleri keşfetmek için elbet kâhin olunması gerekmiyor. Okumak yeterli. Yazar, çoğunluk basit ülke insanlarını yaşamlarını ele alıyor. Yazar onların acılarına kederlerine hüzün ile iç dünyalarında gerçekleşen mutluluklarına odaklanmaktadır. Yalnızca bu insanların yaşam tarzlarına ışık tutmamakla birlikte onların kişisel serüvenlerinde bir noktadan başka bir noktaya evrilmelerinin - dünyadaki durumlarından yola çıkarak - düşünce ile duygu anlamında iç dünyalarındaki değişimleri ele almaktadır. Karakterlerin olumsuzluklarını yahut erdemlerini sayıp dökmektedir ama bütün bunları nesnelliğin dokunuşunu ondaki izini atlamadan yapmaktadır. Tolstoy, ''Bilgelik yalnızlıkta var olan içsel çabayla... ...ve insanlarla ilişkimizde var olan kendimizi geliştirme çabasıyla kazanılır.'' demiştir. Okuyan insan yalnızlıkta var olan içsel çabaya - bilgeliğe - yakındır diyebiliriz. Sait Faik'in yazdıklarının şiirselliği ise bilgeliğinden gelmektedir. Yalnızca okumakla değil yaşam pratiğinden de beslenen bir bilgeliktir bu. Hikayelerinde aklı, vicdanla yetenek çubuğunu Dostoyevski'nin kitabına adını veren 'Ezilenler'den yana bükmek için kullanmanın yanı sıra düşseldir, ressamın elinden fırçasını bırakmaması gibi mizahı da es geçmemiştir. Sait Faik büyük yeteneklerine rağmen hayatın her düzeydeki gerçeklerine dışsal kalsaydı o ünlü hikayecilerden biri hiç olabilir miydi? Henüz okumadıysanız kendinize bir Sait Faik kitabı alabilirsiniz. Dostça selamlar.
ŞahmerdanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20132,424 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2020 10:28
Burjuvazinin anlatıldığı yerlerde Daniel Day Lewis’in rol aldığı 2007 yapımı *'Kan Dökülecek' filmi aklıma geldi, feodalitenin anlatıldığı bölümlerde ise Yaşar Kemal'in 'İnce Memed' serisi. Burjuvazinin feodalite içinden türeyip hakim güç hale gelişini açıklarken Din ile Bilimin bu sıradaki gerçek fonksiyonunu ortaya koyuyor ikisinin, feodalite ile burjuvazinin elinden kurtarılması gerekir-di, diyor özetle. Yazarın ayrıca sanat anlayışına dair fikirleri de kitapta mevcut, onlarda en az Albert Camus’un, ‘Sanatçı ve Çağı’ adlı yapıtındaki fikirlerini ilgiyle okuduğum kadar ilgi çekici aydınlatıcıydı. *Kan Dökülecek (2007) & youtube.com/watch?v=76VLSV0...
İdeallerin YenilgisiAli Şeriati · İdeal Kitaplar · 1999207 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2020 13:06
Yazar her aydın gibi bir takım sosyal sorunlardan bahsediyor çözüm yolları sunuyor. Aslında ne sunduğu sorunlar ne de çözümler yeni değil, yeni bir tarzla sunmasının dışında. Bu noktada felsefe, sosyoloji, psikoloji hatta siyaset kuramı hakkında bir iç monolog silsilesine okur olarak tabi tutuluyoruz. Bu sırada 'kozmos' gibi parlak sözler ettiği de oluyor. Hatta Rilke, Shelley gibi ünlü adlarla vitrini dolduruyor. Romantik gelebilecek biçimde romantik dönemden vesaire bahsediyor. Pek çok fikir açısına katılıyor, ‘’Sahiden doğru diyorsunuz.’’ Parlak sözler ediyor: ‘’Parçalanmış bir toplum, üyelerinin içinde bulundukları siyasal toplumla kendilerini özdeşleştirmekte gittikçe daha çok güçlük çektiği toplumdur.’’ Fakat sonlara doğru son tahlilde baklayı ağzından çıkarıyor: ‘’Piyasayı yok edemeyiz, ama kendimizi tümüyle piyasalara göre de ayarlayamayız. Piyasaları sınırlamanın bedeli yüksek olabilir; ama hiç sınırlamamak öldürücüdür. Çağdaş bir toplumu yönetmek birbirini törpüleme eğilimi içinde olan gerekler arasında sürekli bir denge oluşturmak, eski denge noktası engelleyici hale geldiğinde de mütemadiyen yeni yaratıcı çözümler bulmak demektir.’’ Ayrıca yazar, ‘’O öyle değildir böyledir!’’ derken aslında o öyle değildir dediği kısımları açıklamakta çok sığ kalıyor. İnsan merak ediyor, ‘’Bu özelliği Marx’ı tümüyle akademisyen olarak görmesinden mi kaynaklı acaba?’’ diye düşünmeden edemiyor. Kısaca liberal yaklaşımları bir noktadan sonra entelektüel gevezeliğe dönüşüyor. En azından ben öyle düşünüyorum. Kitabı beğendim olarak işaretledim nedeni de bana tüm bunları düşündürtmesi başka bir şey değil.
Modernliğin SıkıntılarıCharles Taylor · Ayrıntı Yayınları · 2010182 okunma