Selim

Selim
@KitapKitap
Burada yer alan okuduğum kitaplar listesine 2016 yılı öncesi okuduğum kitaplar dahil değildir.

Selim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
Beğendi
·
17 günde okudu
·
2020 39. kitabı
Yusuf Atılgan
7.4/10 · 71,1bin okunma
Reklam
Hikaye Etkinliği (4 Haziran - 30 Ağustos 2020) Hikaye etkinliği kapsamında yazılmıştır. Karınca B ''Hayata ne için geldim?'' diye sordu karınca B, ''Hep çalışmak için mi?'' Çalışma hayatı hayatın merkezinde yer alıyordu. Her şeye hayat veriyordu. Herkes onun peşindeydi. O her şeydi, aynı zamanda hiçbir şey. Emeğin ürünü bol değildi. Karıncalar bırakalım sonsuz ihtiyaçları olduğu olgusunu bir kenara en temel gereksinimlerini bile karşılamaktan acizdi. Fakat yine de dört elle sarılıyordu bu imkâna. ''Yokluk içinde bu dünyadan göç edip gidinceye kadar. Üstelik makineler icat etmemize rağmen'' dedi iç çekerek karınca B kararınca. ''Sahip olduğumuz imkânlarla daha az çalışma imkânına kavuşmak yerine daha çok işsize sahip olduk. İşsizlik politikası hayatımıza çok uzun sürelerden beridir egemendi halen daha öyle.'' Oradan geçmekte olan semirmiş karıncalardan biri dayanamayıp kendi başına konuşan karıncanın karşısına geçip söylediklerinin tam tersini tekrar etti. Kendisinin etrafına çit ördüğü envai çeşit türlü zenginlikleri vardı. Semirmiş karınca tekrarladı. -Demek ki neymiş söyle bakalım işsizlik çalışmayan karıncaların başının altından çıkar. -Karınca toplumunda her şey boldur. Her şey bolca olduğu halde kıtlık içinde yaşarlar. İş beğenmedikleri için çalışmazlar. ''Aslında,'' dedi -üç karınca enindeydi- öğlen yediklerini henüz sindirememişti anlaşılan hıçkırıyordu. Devam etti :‘’Çalışarak üretim araçlarının mülkiyetini satın alabilirsin senin için çalışan bir dünya dolusu işçin olur.’’ Onun etrafında toplanmış anlattıklarının bir kısmını işitmiş diğer karıncalar şaşkınlıkla o konuşurken onun yüzüne bakıyor ne anlattığını merak ediyordu. Semirmiş karınca dalgınlıkla üstün körü anlattıkları bitip yanında yöresinde onu şaşkınlıkla dinleyen başka karıncaların belirdiği
Teknolojinin hâkim konumunun, demin birinci temayla birlikte tartıştığım, yaşamımızın tatsızlaşması ve daralması olgusunu da pekiştirdiği düşünülüyor. İnsani çevremizin tınısında, derinliğinde ve zenginliğinde bir kayıp olduğundan söz edilir. Marx yaklaşık 150 yıl önce, Komünist Manifesto’da kapitalist gelişmenin sonuçlarından biri olarak “katı olan her şey buharlaşıyor” demişti. İddia şudur, geçmişte kullandığımız katı, sürekliliği olan, çoğunlukla bir anlam ifade eden nesneler, etrafımızı kuşatan geçici, taklit mallar uğruna bir kenara konuyor. Albert Borgman’ın sözünü ettiği “aygıt paradigması” sayesinde, çevremizle kurduğumuz “çok yönlü ilişki”den gittikçe uzaklaşarak onların yerine belirli bir yarar sağlamaya yönelik olarak tasarlanmış ürünler ister ve elde ederiz. Borgman evlerimizi ısıtma işlemini örnek verir ve bugünün merkezi ısıtma sistemiyle aynı işlevin tüm aile fertlerinin odunun kesilmesine, istiflenmesine ve soba ya da şöminenin beslenmesine katkıda bulunmasını gerektiren eski yöntemi karşı karşıya getirir. Hannah Arendt ise çağımızda kullanılan nesnelerin gitgide daha kısa ömürlü olma özelliği üzerinde durmuş ve “insan yaşamının gerçekliği ve güvenilirliğinin öncelikle bizi kuşatan nesnelerin onları üretme etkinliğinden daha kalıcı olması gerçeğine” dayandığını ileri sürmüştür. Modern malların dünyasında bu kalıcılık tehdit altındadır.
Ayrıntı·Kitabı okudu

Selim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·123 syf.·
5 günde okudu
·
2020 38. kitabı
Kathleen Krull
8.4/10 · 222 okunma