Edna, 29 yaşında evli ve çocuklu genç bir kadındır. Bu yaşına kadar, her zaman eşinin istekleri doğrultusunda yaşamıştır. Örneğin, evine eşinin istediği eşyalar alınmış, onun istediği misafirler çağırılmış, haftalık yemekler düzenlenmiş, çocukları yine eşinin isteği doğrultusunda yetiştirilmiş, eşinin istediği gibi tatil yapılmış, eşi istediği zaman iş seyahatlerine gitmiş gibi gibi. Edna da hiç bir zaman acaba benim bir isteğim var mı ? ben de bunları istiyor muyum, mutluyum diye sormamış, oyuna dahil olmuş. Ancak yine bir yaz, eşinin belirlediği adada bulunan yazlıklarında tatil yaparken, Robert isimli gençle zaman geçirmeye başlamış. Robert ona yüzme öğretmiş. Yüzme öğrenmeyle birlikte, aslında kendisini keşfetmeye başlamış, resim yapmaktan çok hoşlandığını, hatta çok yetenekli olduğunu keşfetmiş. Ve hayatı sorgulamaya başlamış. Önce eşinin dostlarını ağırladığı haftalık yemek davetlerine son vermiş, sonra yavaş yavaş kendisi istemeden , sadece eşi istediği için yaptıklarını birer birer terk etmiş. Ancak bir çok ülkede olduğu döneminde bu hoş karşılanmadığı için, tepkiler , dedikodular ve maalesef genç bir annenin kendi başına ayakta durabilmesi ağır gelmiş. Sonu keşke öyle bitmeseydi diyorum ama bu son ile bile yazar durumun zorluğunu anlatıyor.