Ne zaman birisi bana “dokunma böyle kalsın’” dese,dokunmak istiyorum ona. Çünkü ne zaman karşı koymadıysam insanlara,karşı koyamadıklarımdan eksildi içim.
Tüm gücümün, içimdeki bu tutkunun,yola devam etme isteğimin ardında kırıklarım,düşüşlerim ve gitmek isteyişlerim vardı hep. Buz dağının görünmeyen yüzü gibi gizli ama saydamdım. Ben sevmeyi,sevgisizliğe sitem ede ede öğrendim. Anlam bulmaya çalışırken anlamsızlaştırdığım bu hayata karşı,bulamadığım her cevabı mutlaka kendi içimde bir yerlerde kaybettim. Cevapları ararken tüm evi dağıttım. Ama kapıyı çarpıp gitmek de kavgası verilen tüm günlere ihanet gibi geliyor insana. İşin ucunda umut var diye tüm bu kaosa karşı direniyorum hâlâ. Annemin dediği gibi: “Nasıl dağıttıysan öyle topla!”
“Lütfen söyler misiniz,buradan ne tarafa doğru gitmeliyim ? “
“Bu daha çok nereye varmak istediğine bağlı,”dedi Kedi.
“Neresi olursa olsun...”dedi Alice.
“Öyleyse ne tarafa doğru gideceğinin önemi yok,”dedi Kedi.
“Bir yerlere varayım da,gerisi önemli değil,”diye ekledi Alice,ne istediğini daha iyi anlatabilmek için.
“Kesin bir yerlere varırsın,”dedi Kedi, “tabii yeterince yürürsen.”