"Savaş, bir şarkıları öldüremiyordu, bir de anıları fakat ezgileri yakıyordu tek tek ve savaşta bile radyolar susmuyor, evvel zaman önce patlayan barutların isini çalıyordu."
"Denizde gece her şeyi örtendir, belki sinsi bir suç ortağı ya da sağlam bir sırdaş; ne olup bittiğini kimse bilmez kör saatlerde.Suların canavarları gece çıkar gezintiye, avların büyüğü gece düşer tuzağa. Gece ağırdır; masuma uyku; sarhoşa cesaret verir, diptekileri çağırır; biçimleri, şeyleri, yaşı kuruyu, erkeni ve ışığı ters yüz eder.Bilmeyenler bilmezler, sabahın kokusu gecenin ardının buhurudur, kimseler uyanmadan uçar gider."
"Yalınayak bir çocuk bile benden bir armağan kabul etmek istemiyordu. Öyle hissediyordum ki, bende onlara korkunç yabancı gelen bir şeyler vardı, bu yüzden hiçbir şekilde aralarına karışamıyor, beni saran bu yoğun kitleden kopuk bir şekilde suyun üzerindeki bir yağ damlası gibi tek başıma yüzüyordum."
" Bu ahmaklar gerçeklerin farkına ne zaman varacaklardı? Bu kadar aptalın birbirini bulması bir rastlantı mıydı, zorunluluk mu? Niye bu kadar aptaldılar? "