Aklımın içini örümcek ağları sardı; kafamın sandalyelerinde elbiseler, gömlekler, çoraplar birikmeğe başladı; kurduğum hayaller, bir bekar odasının dağınıklığına boğuldu. Düşüncemin duvarlarına resimler asmak istediğim halde bir türlü olmadı. Belirli noktalara biriken eşya, odanın çıplaklığını daha çok ortaya çıkardı.
Zaten şairler hakkındaki hükümleri şairler, şiir tabiatı olanlar, şiiri sevenler değil de, âlimler ve edebiyat tarihçileri vermeye başlayalı bu nevi hükümler bu kadar manasız yersiz, saçma olmaya başlamıştır.