Çoğunluğu Sabahattin Ali'nin mektuplaştığı kişilerin gönderdiği mektuplardan oluşan bu eserde Sabahattin Ali'nin kendi yazdığı mektup sayısı oldukça az. Genel itibariyle Ayşe Sıtkı İlhan, Pertev Nail Boratav gibi arkadaşlarının ve akrabalarının mektupları var. Ve tabii eşi Aliye Hanıma yazdığı mektupların bir kısmı. Bu kitabı okuyacaklara tek bir tavsiyem olabilir İki Gözüm Ayşe kitabıyla eş zamanlı okuma yapmaları. Ayşe Hanımın Sabahattin Aliye mektupları Hep Genç Kalacağım kitabında yer alırken Sabahattin Ali'nin Ayşe Hanıma mektupları İki Gözüm Ayşe kitabında yer alıyor. Yapı Kredi Yayınlarının, birbirine cevap niteliğindeki bu mektupları, kronolojik sıraya göre tek bir kitapta toplamaması büyük bir eksiklik. İki kitap eş zamanlı kronolojik sıra takip edilerek okunulunca olaylar ve kişiler netleşiyor. Hatta mektuplar birbirine bir cevap niteliğinde olduğundan İki Gözüm Ayşe kitabında Sabahattin Ali'nin (...) koyarak gizlediği bir kişiyi Ayşe Hanımın mektubundaki bir sözden çok rahatlıkla çıkartabiliyorsunuz :) Ben öncelikle İki Gözüm Ayşe kitabından başladığım için Sabahattin Ali'nin bahsettiği kadarıyla bir Ayşe Sıtkı profili kafamda oluşturmuştum. Ve tahmin edileceği üzere çok yanlış ve sığ bir profildi bu. Ancak eş zamanlı olarak Ayşe Hanımın da mektuplarını okuyunca Sabahattin Ali'nin nikah talebinde bulunduğu bu hanımefendinin en az kendisi kadar dikkate değer biri olduğunu anladım. Keza Ayşe Hanım haricinde bu eş zamanlı okumayla Sabahattin Ali'nin mektuplarında bahsettiği arkadaşlarıyla, ailesiyle arasındaki meseleleri, siyasi ve sosyal fikirlerini de daha net anlayabiliyorsunuz .
İki kitaptaki mektupları kronolojik olarak takip etmek bulmaca çözüyormuş hissi verse de pek çok olay ve kişiyi netleştirmek açısından birlikte okunmasını kesinlikle zaruri buluyorum. Hep Genç Kalacağım
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yalnız orada değil, simdi serbest iken bile kendimi kimsesiz hissediyor ve bunun için seni her gün artan bir istekle bekliyorum. Burada da birçok güya ahbap var, fakat insan hangisine içini dolduran dertleri, kafasını yakan düşünceleri açabilir? Derhal gülerler, yahut anlıyormuş gibi tavrlar aldıkları halde bir şey anlamadıklarını sersem gözleriyle belli ederler.
Mektubunun bir yeri bana bilhassa yakın geldi: İnsanların hemen hepsi hayatı karın doyurmak ve lalettayin biriyle yatmaktan ibaret farz ederler. Halbuki bu takdirde insanın diğer hayvanlardan ne farkı vardır, onların dimağları da karınlarını doyurmak ve kendilerine bir eş bulmak hususunda kâfi derecede hizmet görüyor, ancak bunları düşünmek, onlardan hiç ayrı olmamak demektir. Halbuki insanın bir de dimağı vardır ki yemek, yatmak, eğlenmek gibi şeylerle alakadar olmayan birtakım ihtiyaçlar taşır. Kendine yakın bir arkadaş arar. Kendisine yardım edecek (maddi veya manevi yardım edecek) diğer bir insan ister ve bunun mümkün olabilmesi için yardım isteyen diğer insanlara yardıma hazır bulunur. Sonra muhakkak sevilmek ister, bunun için de başkalarını sever. Düşün, dünyada yalnızlık kadar feci şey var mıdır? Tabii yalnızlıktan kafa yalnızlığını kastediyorum, yoksa dünya bir sürü kuru kalabalıkla dolu... Ama bizim manevi hayatımızda, maddi hayatımızda bize eş, arkadaş olabilecek insan ne kadar azdır.