Kitap Mısır Kahire'de geçiyor.
Tamamen gerçek bir olay.
Bir hücrede idamı bekleyen Firdevs'in hayatı...
Firdevs; babası tarafından hor görülmüş, hiç sevilmemiş ve annesi tarafından, henüz kendisinden neyin koparıldığını anlamayacak yaştayken sünnet edilmiş bir çocuk.
Fakat dünya ona hiçbir zaman çocuk olma hakkı vermiyor.
Her erkekte babasından göremedigi sevgiyi, her kadında annesinde bulamadığı şefkati arayan Firdevs, sığındığı amcasının da tacizine uğruyor.
Yaşlı bir adamla küçük yaşta evlendiriliyor, yediği lokmaları sayan, dayak atan ve onu hor gören bir erkek daha giriyor hayatına böylece. Dayaktan, açlıktan ve eşinden ümitsizce kaçıyor.
Sürekli düşünerek sebepler arayan, sevgiyi bulamayan Firdevs ; erkeklerin çoğu zaman namuslu kadına merhamet değil görev gözüyle baktığını, evdeki kadının eş olmaktan çıkıp; yemek yapan, susan, dayak yemeye katlanan bir gölgeye dönüştüğünü;
Ama aynı erkeklerin bir fahişenin karşısına geçtiğinde saygılı konuşmayı, para harcamayı, incelik göstermeyi öğrendiğini kendince idrak ediyor.
Ve anlıyor ki;
Evli ya da fahişe… aslında çoğu kadının hayatı bir tür pazarlığın içinde geçiyor.
Sadece bazı kadınların bedeli nikâhla, bazılarınınki parayla ödeniyor.
Birinin ücreti sofraya konan yemek, diğerininki avucuna bırakılan para oluyor.
Ama her kadın biraz; sevilmek, korunmak, yalnız kalmamak uğruna kendinden bir şey eksilterek yaşıyor.
Firdevs de bunu anladıktan sonra bedenini satmaya başlıyor.
Fakat aslında ilk kez o zaman satılık olmayan bir şeye dönüşüyor.
Çünkü yıllarca bedeni herkes tarafından ücretsizce kullanılmışken, şimdi ilk kez sınırlarını kendi çiziyor.
Aşkı yaşayacak gibi olduğu her anda erkekler tarafından edilgen bir acize dönüştüğünü kavrıyor.
Ve aşkın olmadığını anladığında daha yüksek fiyata kendini satıyor.Ama