"Edna..."
Duraksadım ve bakışlarımı Drogo'ya çevirdim. Gözlerine... Gözlerinde ilk defa beni kaybetme korkusunu bu denli ateşli görüyordum.
"Hayatta kalman için ne gerekiyorsa yap, olur mu? Tereddüt etmeden..."
Ne demek istediğini ve cümlenin devamını ikimiz de biliyorduk. Yapmam gereken onun hayatını sonlandırmak olsa bile...
Yapabilir miydi gerçekten?
Benim yaşamam için kendi hayatını feda edebilir miydi?
Gözleri... Gözleri evet diye bağırıyordu âdeta... Hiçbir yalan olmadan...
"Edna, gel hiç riske girme. Gitme. Hemen şimdi gidelim. Kimsenin bizi bulamayacağı bir yere. Yarım saat içinde bir helikopter hazır edebilirim. Biner kayboluruz."
Bana gelip diyor ki gidelim buralardan yani bu ne demek benimle evlenir misin demekkk
"Gitmek zorunda mısın Edna?"
"Sence..."
"Çok riskli ama... Sana bir şey olursa... Hele de benim yüzümden... Kendimi hiç affetmem."
"Şimdi günah çıkarmanın vakti değil Drogo!" diyerek tersledim.
O heybetli Drogo'nun yerini bir anda korkak bir çocuk almıştı. Çaresiz bir çocuk...
"Şu halime bak, ilk defa birisine kahvaltı hazırlıyorum. Başka bir ülkede, bambaşka koşullardayım. Sanki paralel evrende gibi. Kapıdan çıkarken yüzüm bile değişiyor."
"Belki paralel evrende sen busundur. Eşi ve çocukları için her sabah kahvaltı hazırlayan bir aile babası."