Roman küçük bir köyde doğan Yusuf'un hayat hikayesini anlatıyor. Başına gelen talihsizlikler, kendisine yapılan zalimliklere karşı her zaman dik duruşuyla ve karakteriyle bizi etkilemeyi başaran biri.
Karakter o kadar güzel işlenmişti ki, Yusuf sanki hayatımda tanıdığım ve sevdiğim biri gibiydi.
Sabahattin Ali’nin daha önce iki kitabını okumuştum. Bu kitabı da kitaplığımda severek okuduğum eserler arasında yerini aldı.
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
"Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü. Hem akıl çağıydı hem hem aptallık hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana. “
Merhabalar, herkese kesinlikle okumalısınız diyebileceğim ve şu an okuduklarım arasında ilk sıradaki yerini alan bir kitapla karşınızdayım.
Tüm zamanların en çok satılan kitabı olan ‘İki Şehrin Hikayesi’ni okuduğumda bu ünvanı ne kadar çok hakettiğini anladım. Eğer hayatımızda yalnızca bir kitap okuma hakkımız olsaydı ben de şansımı bu kitaptan yana kullanırdım.
Fransız Devrimi döneminde Paris ve Londra arasında geçen olay örgüsü çok iyi kurgulanmış. Karakterler sizi öylesine olayların içine çekiyor ki her detayı anlayarak oturtarak ilerliyorsunuz ve nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Beni en çok etkileyen de her detayı anlayarak okuyabilmem ve akılda kalıcı bir sona sahip olmasıydı.
Kitap aynı zamanda bir tarihi roman olduğu için Fransız devrimi ile ilgili de bilgi sahibi oluyorsunuz. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,6bin okunma
“Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı..”
“Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey.”
Bir atom savaşı sırasında, aileler çocukları güvenli bir yere gönderip oradan uzaklaştırmak isterler. Ama maalesef uçağın ıssız bir adaya düşeceğini kimse öngöremez.
Issız bir adada mahsur kalan bir avuç küçük çocuğun yaşadıklarını okuyoruz.
Liderlik çatışması, hayatta kalma mücadelesi, başlarında büyükler yokken olaylarla baş etmeye çalışmaları gibi birçok olay..
En kötü koşullarda en masumlar dediğimiz çocukların bile duygularının nasıl dönüşüm yaşadığını, olayların nasıl evrildiğini şaşırarak okuduğum bir kitap oldu.
İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa koşullar mı onu kötü olmaya sürükler ? Kitabı okurken bu soru sürekli zihnimizi kurcalıyor. Şimdiden herkese keyifli okumalar. Fatih Albay
"İnsanlara yaşama değer vermeyi, onu korumayı öğretin. Onlara sert Suomi'mizde bile her köylü ve işçinin iyi, sağlıklı ve makul bir hayat yaratabileceğini söyleyin."
Araştırmalarda dünyanın en mutlu ülkesi seçilen, eğitim sistemi ile örnek alınan bir ülke .. Bugün, sahip olduğu yüksek kültür seviyesiyle bildiğimiz Finlandiya bir zamanlar 'Suomi' ismiyle anılıyordu yani 'bataklık ülkesi'. Verimsiz toprakları, hiç maden olmaması, uzun ve sert soğuğu ... Koşullar bu kadar olumsuzken bir ülke nasıl bugün bu kadar gelişmiş olabiliyor?
Tüm bu olumsuzluklara rağmen bir ülkenin yeniden doğuşunu ve nasıl gelişip büyüdüğünü okuyoruz bu kitapta.
Köylü, işçi, öğretmen, kilise, okul; halkın her kesiminden insan bunun için çabalıyor, çalışıyor.
Özellikle öğretmenlere tavsiye edilen bu kitap, her yaştan insanın okuyup ders çıkarabileceği öğretici bir eser. Herkese iyi okumalar dilerim