Yağmur damlalarının oluşturduğu, çukur üzerinde pereme yüzdürmeye çalışan ak saçlı bigâneye rast geldi gözlerim. Her damlasında bir "lıp lıp" edişine şahit olmakla kalmayıp, peremenin yol aldığını da bizzat gördüm. Adeta süzülmekle kalmadı, bana nasıl yol alacağımın dersini dâhi vermekle yetinmedi.
Ardından herhangi birine bağlı olmamam gerektiğinin koordinatını birbir aktardı.
Zamane takvimde mevsimlerden sonbahar olunca gazellerin de dalgayla yol aldığını görmek cabası oldu tabi. Gıyâbında konuşmakla kalmayıp, dile geldi bigâne. Birbir anlattı senaryoyu. Meğersem o çukurlar önceden oluşan yağmurun sonradan doluştuğu gazelin dalgayla yol aldığı...
Tamamıyla önceki takvimlerin gardırobunda yer alan, yaprak misaliymiş meğer.
Oldum olası pencere kenarından seyre durduğum adaları andıran çukurların üzerine kepenek kapanasıymış meğer...
Ben hayatın peremesiyim...
Dudaklarım çatlamış, ağzımda acı bir tat ve sanki içimde bir yangın var da onu söndürmek istercesine susamıştım. Uzun zamandır çok derin bir uykuda gibiydim. Ama artık uyanma vakti gelmişti sanki! Gözlerimi açtığımda kocaman bir elma kurdunun belini bükerek ilerlediğini gördüm. Kurdun baş kısmı sabit beklerken, arka tarafı ortada kalan bölümün yukarıya doğru boğumlanmasını sağlıyor sonrada belirli bir hızla o boğumun yardımıyla ön tarafa doğru gitmesine yardımcı oluyordu. Elma kurdunun hemen arkasından, işe geç kalmışçasına elinde sefer tasıyla acele ve telaşlı bir şekilde koşuşturan ve bir memur edasıyla ilerleyen, sırtında kendisinin iki katı büyüklüğündeki kırıntıyı taşıyan bir karınca. Gözlerimi biraz aşağıya doğru kaydırdığımda ise, kaldırım taşlarının kıvrımları ve üzerindeki tozları gördüm. Uyandığım yer bir bahçe duvarının kenarıydı. Manzaram ise duvarın zemine dokunan yeriydi. Neden bu manzarayı izliyorum? Buraya ne zaman geldim? Neden ve nereden geldim? Burada olmamın bir amacı var mıydı? Sorular sorular… Hiç hatırlamadığım gibi çaresizce kalakalmıştım oracıkta. Zihnim tuz gölünün üzeri gibi bembeyaz, parlak ve alabildiğine bomboştu....
....
...
..
Yıl 1915…
Yer Çanakkale…
Bu sene onlarca okul mezun veremeyecek!..
Bu sene binlerce evlat kara toprakla buluşacak!..
Ve bu sene bastığınız yer toprak değil, vatan kalbi olacak!..
Türkün fedakârlığı ve sarsılmaz inancı bu cephede bir vatan yarattı.
"Türkler, Çanakkale'yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına âdeta bir kale gibi dikilmişlerdir."
Churchill
"Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur."
M. Kemal Atatürk
"Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir: Hâli kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedî yaptı."
Sami Paşazade Sezai
"Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşların başlangıcı ve ilk örneğidir."
Yazarın ilk kitabı belli ama hikaye sürükleyici. İçinde Kurandan mesajlar da yer alıyor. Özellikle yetim hakkına dikkat çekilmiş. Belki üst düzey bir roman olmamış ama mesajı aldım ben...
YetimMustafa Bal · Cinius Yayınları · 20179 okunma