– Sen dostum, bir insan değil, ayaklı bir felsefesin. Sence şefkat, muhabbet, bunlar hep metafizik mütalaalara bağlı şeyler... Bu ne gaddar, ne vahşi felsefe... Ben de seni Rabia'yı sever zannetmiştim!
Vehbi Dede'nin yüzündeki tatlı, sakin İsa maskesi kalktı. Gözleri acıyla, hayretle açıldı.
–Ben Rabia'yı pek, pek çok severim, dedi ve sustu. Biraz evvel uyuyan sular gibi dümdüz olan alnında düşünce çizgileri vardı. Osman artık onu kendi haline terk etti. Evet, bin sene Şark'ta otursa, mistiklerin ruha verdikleri ehemmiyeti idrak edemeyecek. Bu ne patolojik, nasıl fazla şişirilmiş bir fikir. Acaba Şark bir gün ruhunun kuvvetini Garb'ın parmağını ağzında bırakacak bir tamamiyle inkar edecek mi?