Her cinayetin ilk zanlısı maktülün kendisidir. Ancak maktul, sadece kendisini değil; onu seven, ona değer veren herkesi de cinayetine kurban eder. Kimisini suç ortaklığıyla, kimisini mağdur ortaklığıyla... En sonunda bütün ihale ise faile kalır. Maktul, kurbanlığa erişerek tüm günahlarından sıyrılırken, geride kalan herkesin günahları topluca faile yıkılır.
Sadece cinayet suçunda değil; birçok suçta suçun ilk zanlısı yine mağdurdur. Bu sebeple soruşturmalara ilk olarak mağdurdan başlanır. Ne zamanki mağdurun gerçekten masum olduğu ispatlanırsa, o zaman tüm ibreler şüpheliye döner.
İnsanoğlu bu şekle evrilmişti sadece. Ağlayan birine, engelli bir bireye, mutsuz birine bakmak... O küçük beyinlerde kurulan sahte tesellilerini sunmadan önce karşındakine gözlerini dikip bön bön bakmak... Karşındakine üzülüyor görünürken aslında içten içe onun yerinde olmadığın için sevinmek...
Uzun zamandır okumayı ertelediğim ama bitirdiğim andan itibaren "Keşke daha önce okusaydım" dediğim muazzam bir başyapıtla karşınızdayım. Bu dev eseri bitirmem biraz uzun sürdü; ama amacım hızlıca sayfaları tüketmek değil, her bir cümleyi, o dönemin atmosferini ve felsefesini sindire sindire okumaktır. İyi ki de öyle yapmışım.Kemal Tahir’in güçlü kalemiyle hayat bulan Devlet Ana, sadece bir tarihi roman değil; bir milletin köklerine, adalet anlayışına ve yönetim felsefesine tutulmuş devasa bir aynadır. Kitabı tek kelimeyle hayranlıkla okudum.
Kitap, 13. yüzyılın sonlarında, Ertuğrul Gazi’nin yaşlandığı ve Osman Gazi’nin yavaş yavaş tarih sahnesine çıkmaya başladığı bir dönemi anlatıyor. Anadolu’nun Moğol baskısıyla sarsıldığı, Bizans’ın çökmeye yüz tuttuğu ve feodalite (derebeylik) kıskacında kıvrandığı bir kaos ortamında; Söğüt ve çevresinde küçük bir uç beyi olarak filizlenen Osmanlı’nın, "cihanşümul" bir devlete dönüşmesinin ilk adımlarına şahit oluyoruz.
Kemal Tahir, Osmanlı’nın kuruluşunu savaş meydanlarından ziyade, o dönemin toplumsal yapısı, insan ilişkileri, inançları ve ekonomik dengeleri üzerinden işliyor. Roman, Batı'nın köleci/feodal sistemine karşı Doğu'nun (Türklerin) insani, adil ve korumacı "Kerim Devlet" (Devlet Ana) anlayışını harika bir tezatla ortaya koyuyor.
Kemal Tahir’in kullandığı dil ilk başta yoğun gelebilir ancak sayfalar ilerledikçe o dönemin ruhunu yansıtan destansı ve yerli anlatım sizi tamamen içine çekiyor. Halk dilini, deyimleri ve tarihi terimleri kullanıştaki ustalığı büyüleyici.
Devlet Ana, tarihimizin hangi zorluklardan, nasıl bir adalet ve hoşgörü temeliyle yükseldiğini anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Sayfa sayısının gözünüzü korkutmasına izin vermeyin; sunduğu edebi tat ve tarihi derinlik her bir